Haberler Hava Hava Haberleri Özgün Yazılar

Fantastik Dörtlü Ucuza İmha Etmeye Geliyor

Geçtiğimiz hafta Savunma Sanayimiz için unutulmayacak bir hafta oldu. İlk olarak 22 Nisan’da Baykar Savunmanın Akıncı TİHA’sı, Roketsan Mini Akıllı Mühimmat ailesinin en yeni ve en yok edici üyesi olan MAM-T’yi ilk kez ateşleyerek 30 km mesafeden tam isabet kaydetti. Yunan, Fransız ve diğer yabancı haber siteleri daha bu haberi sindiremeden, ikinci ve daha güçlü bir darbe de Aksungur’dan geldi. TUSAŞ Aksungur SİHA, 24 Nisan’da Tübitak SAGE’nin güdüm sistemini geliştirdiği 340 kg ağırlığındaki KGK-82 mühimmatının ilk atışını yaptı ve yine 30 km menzildeki hedefi başarıyla vurdu.

Analizimize geçmeden önce ilk olarak Akıncı, Aksungur İHA’larımızı ve MAM-T, KGK-82 mühimmatlarımızı kısaca tanıyalım.

Baykar Savunma tarafından üretilen Akıncı, savaş uçaklarının yaptığı havadan-havaya angajmanlar da dahil olmak üzere bazı görevleri icra edebilecek olan bir insansız hava aracıdır. Taşıdığı elektronik destek podu, uydu haberleşme sistemi, hava-hava radarı, engel tespit radarı, sentetik açıklıklı radar gibi gelişmiş faydalı yüklerle görev yapacaktır. Kendi sınıfında dünyanın en ileri teknolojik sistemi haline gelmesi için çalışılan Bayraktar Akıncı Taarruzi İnsansız Hava Aracı, yerli ve milli olarak üretilen MAM-T, MAM-L, MAM-C, Bozok, Cirit, L-UMTAS, MK-81, MK-82, MK-83, KGK-82, Gökdoğan, Bozdoğan, SOM-A gibi hava-yer ve hava-hava mühimmat, füze ve bombalarıyla donatılacaktır. Akıncı’nın uzunluğu 12.2 m, kanat açıklığı 20 m ve maksimum kalkış ağırlığı 5500 kg’dir. Uçan balinamız, maksimum 40.000 ft irtifaya ulaşabilmekte ve 24 saat havada kalabilmektedir. 1350 kg faydalı yük kapasitesiyle halihazırda en fazla taşıma kapasitesine sahip İHA’mızdır ve Baykar Savunma, Akıncı’nın kendi sınıfında dünyanın en iyi 3 İHA’sından biri olduğunu özellikle belirtmektedir.

TUSAŞ tarafından üretilen Aksungur’un uzunluğu 12 m, kanat açıklığı 24 m ve maksimum kalkış ağırlığı 3300 kg. Maksimum 40.000 ft irtifaya ulaşabilmekte ve şu an için en fazla 49 saat havada kalabilmektedir. Faydalı yük kapasitesi ise 750 kg’dır. Bu kapasite ile Aksungur’da, SOM füzesi haricinde Akıncı’nın sahip olduğu tüm silahları kullanabilmektedir.

MAM-T, Roketsan’ın Mini Akıllı Mühimmat (MAM) ailesinin en yeni üyesidir. TEBER Güdüm Kiti üzerinden geliştirilen MAM-T, atış platformuna göre değişen 30-80 km aralığındaki menzillerde kullanılabilmektedir. SİHA’lardan 30 km, hafif taarruz uçaklarından 60 km ve savaş uçaklarından atıldığında ise 80 km menzile ulaşabilmektedir. MAM-T; 230 milimetre çapa, 1.4 metre uzunluğa, 94 kg ağırlığa, parçacık etkili harp başlığına, ara safha uçuş için ATN ve KKS’ye, terminal safha da ise yarı aktif lazer arayıcı başlığa sahiptir. MAM-T’nin harp başlığının 60-70 kg civarında olduğu ve karakol botu, hücumbot büyüklüğündeki hedeflere angajman yapabileceği değerlendirilmektedir.

KGK-SİHA-82 esasen ABD yapımı basit, ucuz ve etkileyici bir serbest düşümlü bomba olan Mark 82’nin (MK-82) güdümlü hale getirilmesiyle oluşturulmuştur. MK-82 bombası, MKEK tarafından lisans altında Türkiye’de de üretiliyor. TÜBİTAK SAGE’nin Hassas Güdüm Kiti (HGK) ve Kanatlı Güdüm Kiti (KGK), ASELSAN’ın Lazer Güdüm Kiti (LGK) ve ROKETSAN’ın TEBER Lazer Güdüm Kiti ile kullanılabilmektedir. Bu kitler bombaya güdüm kabiliyeti kazandırmakta ve hedeflerini nokta atışı vurmasını sağlamaktadır. 350 kg ağırlığa sahip KGK-82’nin harp başlığı 89 kg’dır. Bu kapsamda korvet ve fırkateyn büyüklüğündeki hedefleri etkisiz kılmak için tek bir mühimmatla bile angajman yapılabilir. Aksungur, 2 adet KGK-SİHA-82 taşıma kapasitesine sahip bulunuyor. Her ne kadar test atışı 30 km mesafeden icra edilse de menzilinin 45 kilometreye çıkarılmasının hedeflendiği belirtiliyor. KGK-SİHA-82, AKSUNGUR SİHA’dan yapılan test atışında hedefini 2.5 m hassasiyetle vurdu. Bunu yaparken MAM-T ile aynı güdüm sistemleriyle hareket ettiğini değerlendirebiliriz. KGK-82’nin menzili savaş uçaklarından atılması durumunda 110 km kadar çıkabilmektedir.

Temel bilgilerimizi oluşturduğumuza göre şimdi bazı sorulara cevap arayalım. İlk sorumuz neden Akıncı, Aksungur, MAM-T ve KGK-82 dörtlüsünü bir araya getiriyoruz, amacımız nedir?

Bunun nedenini Selçuk Bayraktar Bey’den de dinleyebiliriz. Selçuk Bey geçtiğimiz günlerde F-35 uçaklarının verilmemesi ve insansız savaş uçaklarının geliştirilmesi konusunda yaptığı videolu açıklamada “… dünyanın halihazırda gittiği yere, geleceğin oyun değiştirici gücü olacak daha düşük maliyetli, yapay zekayla donatılmış insansız savaş uçaklarına, bu sistemlerin sürü kullanımı, gelişmiş otonomi ve akıllı kullanım alanlarına çalışmamız …” şeklinde açıklamada bulundu. Benim burada konumuz ile alakalı cımbızladığım yer ise “düşük maliyetli” bölümüdür.

Tüm dünyadaki toplam askeri harcamaların 2 trilyon dolara ulaştığı günümüzde ülkelerin savunma sanayiinin odağında tamamıyla bu var. “Üretilen/alınan tüm sistemlerin minimum maliyetli ve maksimum verimli olması” çok önemli. Şu an Türk İHA pazarının da en temel ilerleme noktası burasıdır. Ucuza mal edilen ancak buna karşın düşmanı bertaraf edebilen İHA’lar ve mühimmatları. İşte dört kafadarı bir araya getiren temel de budur.

Dünyanın en gelişmiş ve ucuz İHA’larını, hedefini nokta atışı vurabilen ucuz mühimmatlarla birleştiriyoruz. Örneğin Mk-82 serbest düşüm bombasının fiyatı şuan sadece 4 Bin $. Eskiden bu bomba ile düşmana zarar vermek için yüzlerce ve hatta binlercesiyle halı bombardımanı yapılması gerekiyordu zira güdümü olmayan bu bombaların etkisini artırmanın tek yolu buydu. Örneklemek gerekirse B-2 Spirit Bombardıman Uçağı tek seferde 80 adet Mk-82 atabiliyor, bu da 320 Bin $ eder, savunma sanayi için çok pahalı değil. Peki bombardıman sonrası sonuç ne oluyor dersiniz? Elbette hedefe hasar veriliyor ancak bunun istenen seviyede olması veya nokta atışı yapılabilmesi tamamıyla şansa bağlı.

Peki size B-2’nin 80 bomba ile yaptığı bu bombardımanın etkisini, Aksungur veya Akıncı’nın birkaç bomba ile yapılabileceğini ve aynı zamanda nokta atışı yeteneğimizin de bulunduğunu söylesem. Evet! Türkiye şu an güdüm kitleriyle beraber tahminen 20-30 Bin $ mal ettiği KGK-82 bombalarıyla, taşıyıcı platforma göre 30-110 km arasında değişen menzillerde hedeflerini tam isabetle vurabiliyor. Esasen bu havadan-karaya veya havadan-satha mühimmatlar konusunda bir devrimi işaret ediyor.

Örneğin şu an Yunan Donanmasının hiçbir gemisinde 30 km mesafeden atılan bu mühimmatları aynı anda tespit ve imha edecek sistemler bulunmuyor. Yani SİHA’larımız herhangi bir savaş durumunda yaklaşık 50 Bin $ değerindeki 2 mühimmatla 150 Milyon $ değerindeki Supervita Sınıfı Hücumbotu veya 500 Milyon $ değerindeki Meko-200 Sınıfı Fırkateyni etkisiz hale getirebilir.

Dilerseniz bahsi biraz daha yükseltelim. Bu mühimmatlardan 1000 tanesi sadece 25 Milyon $ ediyor. Düşünebiliyor musunuz? 1000 tane hedefini 12’den vurmak için hazır ve tespit/imha edilme ihtimali çok düşük olan mühimmat sadece 25 Milyon $. Yani bir Rus Pantsir Hava Savunma sisteminin maliyetinin yarısı. Eğer elinizde bunun gibi 1000 tane güdümlü mühimmatınız varsa sizi düşman ülkelerin ne muhribi durdurabilir ne de uçak gemisi. Dünyadaki pek çok donanmayı böyle bir cephanelikle imha edebilirsiniz. Bu Yunanistan, Fransa, İtalya, İngiltere vb. ülkelerin donanmasının artık “Kurdun dişleri arasında” olduğu anlamına geliyor.

İsrail’in bildiğiniz üzere İron Dome-Demir Kubbe isimli bir hava savunma sistemi mevcut ve bu dünyada çok meşhur. Öyle ki ABD bile bu sistemlerden alıp kullanmaya başladı. Peki İsrail neden bu sistemi geliştirdi ve onu ne meşhur etti?

İsrail Demir Kubbe’den önce Filistin veya Lübnan’daki belirli gruplar tarafından atılan ve değeri Bin $ dahi etmeyen roketleri ve top mermilerini, yüzbinlerce hatta milyonlarca dolar değerindeki hava savunma füzeleriyle savunuyor veya hiç savunamıyordu. Bunun fiyat-performans açısından idame edilemeyeceğini anlayan İsrail’de 2011’den sonra Demir Kubbe’yi kullanmaya başladı. Ancak günümüzde de her bir füzenin maliyeti yaklaşık 80 Bin $. Bu yüzden de lazer teknolojisini geliştirmek için var gücüyle çalışıyorlar. Kısaca şu an dünyadaki tüm ülkeler gibi İsrail’de maliyet etkin çözümlere odaklanmış durumda ve geleceğin savaşlarını kazanmak veya silah ihraç etmek isteyen her ülke bunu gerçekleştirmek zorunda. Yani artık silah yapmakta savunma sanayiinde her şeyi ifade etmiyor, en uygun fiyata en güçlü silahı yapan kazanıyor.

İşte günümüzde Türkiye, İsrail’in projesine benzer şekilde kendi maliyet-etkin Demir Kubbe’sini İHA’larla ile oluşturmaktadır. Ayrıca Türk Kubbe, İsrail’inki gibi sadece savunma için değil kara, deniz ve hava da hem savunma hem de taarruz amacıyla kullanılabilecektir. Demir kubbe nasıl tüm ülkelerden rağbet görüyorsa, Türk Kubbe’nin her bir parçası da tüm dünya ülkeleri tarafından talep görmektedir, görecektir ve artarak görmeye de devam edecektir. İşte! İHA mevzuundaki olay bu kadar büyük ve güçlüdür.

Değinmemiz gereken bir diğer konuda, neden hem Akıncı-MAM-T hem de Aksungur-KGK-82 ikililerinin atışının 30 km mesafeden icra edildiği konusundadır. Bilindiği üzere Bayraktar TB-2 İHA’mız radarlara yakalanmamasıyla meşhur. Harekât bölgelerinde her ne kadar Koral gibi elektronik destek ve taarruz sistemlerimizin de bu gizlenmede payı olsa da, TB-2’nin küçük boyutları önemli bir etken olarak karşımıza çıkıyor. Ancak hem Akıncı hem de Aksungur, TB-2’ye kıyasla çok büyük İHA’lar. Dolayısıyla özellikle hava savunma sistemlerinin yoğun olduğu bir sahada tespit edilmeden görev yapmaları çok zor. Bu sebeple orta menzilli hava savunma sistemlerinin menzili dışından yani hedefin 25 km ötesinden atış yapabilme kabiliyeti kazandırılmaları çok önemliydi.

Bir diğer neden de atış platformu olan İHA’nın, hedefleri kendisinin lazer ile işaretleyebileceği maksimum mesafenin 30 km civarında olmasıdır. Bunun üzerindeki menzillerde yine atış icra edilebilir ancak hedefin lazer ile işaretlenmesi görevini başka bir unsurun devralması gerekir. Yani hafif taarruz uçakları 60 km, jetler ise 80-110 km mesafeden yaptıkları atışları kendileri işaretleyemezler. Burada müşterek bir harekât icra etmek zorunluluk halini alıyor. Son olarak Akıncı ve Aksungur’un sahip olduğu maksimum hız ve irtifa değerleri de 30 km civarında atış yapabilmelerine etki eden diğer parametreler olarak karşımıza çıkıyor.

Savunma sanayiinde kuşkusuz şimdilik en çok gurur duyduğumuz sektör İHA’lar. Öyle ki burada farklı İHA ve mühimmatlarımızı birbiriyle yarıştırır duruma geldik. TSK’leri ve mühendislerimizin kabiliyetlerine inanmaya devam edersek burada birinciliğe oynamaya devam edeceğimize de inancımız tamdır.

Yazar: Murat YARALI