Deniz Özgün Yazılar

Aselsan Gökdeniz-ER Nokta Hava Savunma Sistemi

15. Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı IDEF-2021, beklendiği kadar büyük sürprizler sunarak bizlere “Yok Artık!” dedirtemese de yaptığı küçük sürprizlerle yüzlerimizi güldürmeyi ve merakımızı cezbetmeyi başardı. Bahse konu sürprizlerden biri de nokta hava savunma sistemi (NHSS-PMDS) ihtiyacı kapsamında yurt dışı bağımlılığı sonlandıracak ve gemilerimizin son savunmasını üzerine alacak olan Roketsan Levent ve Aselsan Gökdeniz-ER.

Aselsan Gökdeniz-ER

Gökdeniz-ER, Aselsan standında küçük bir maket olarak sergilenmesine rağmen, taşıdığı potansiyeli donanmaya ve tuzlu suya gönül verenler hemen anladılar ve çok büyük ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Bende kendisiyle yakından ilgilendim ve mühendislerimizden sizler için şu bilgileri aldım. Gökdeniz-ER, gemi sensör ve sistemlerinden tamamıyla bağımsız olarak çalışması hedeflenen, Roketsan Levent’ten ayrı olarak geliştirilen ve ona göre daha büyük ve gelişmiş 11 adet füzeyle donatılacak, 4 adet AESA radarı ve elektro-optik sensörleri vasıtasıyla 360 derece kapsama sağlayan, Tübitak-SAGE’nin de proje ortaklarından olduğu ve yabancı bir sistemle kıyaslamak gerekirse eğer SeaRAM Block-2 muadili ancak ondan çok daha kabiliyetli olacağı özellikle vurgulanan bir NHSS’dir.

Ne dersiniz dostlar elimizde bizi araştırma yapmaya sevk edecek kadar bilgi mevcut. Aklımdaki sorular ise; elimizde artık Gökdeniz ve MKE yapımı Yakın Hava Savunma Sistemi (YHSS-CIWS) varken neden Gökdeniz-ER’ye ihtiyaç duyuyoruz? Özellikle SeaRAM’den daha iyi olacağı net bir şekilde vurgulandığına göre, SeaRAM nasıl bir sistemdir? İşte şimdi sizlerle bu sorulara yanıt arayacağız.

Neden YHSS yerine NHSS’ne İhtiyaç Duyuyoruz?

YHSS; gemisavar füzeler (GSF-ASM), uçaklar, İHA’lar ve suüstü tehditlerine karşı kısa ve çok kısa menzillerde kullanılmak üzere tasarlanmış gemi konuşlu silah sistemleridir. Bu tip sistemler, en iç katmandaki hava savunma ihtiyacı için son çare olarak tasarlanmış olup, hata yapma payları neredeyse sıfır olmak zorundadır zira bu savunma hattından sonra iş tüfek ve makineli tüfeklere kalır. Bir suüstü platformunda tek hava savunma sistemi olarak kullanıldıklarında ise günümüz tehditlerine karşı sundukları koruma oldukça sınırlı kalmaktadır çünkü kabiliyetleri ne kadar artırılırsa artırılsın tasarım olarak 80’li yılların tehditlerine cevap verebilecek şekilde üretilmişlerdir.

Örneğin dünyaca ünlü Phalanx Sisteminin MTI arama radarı sürekli olarak 15 Km’ye kadar olan tehditleri tarar. Düşman olduğu onaylandıktan sonra, temas, yaklaşık 8 km menzilde kilitlenen izleme radarına iletilir. Hedef gemiden yaklaşık 2 km etkili veya 5,5 km maksimum atış menzilindeyken hedefe angajman gerçekleştirilir. Saniyede 75 mermi, namluyu 1.113 metre/saniye hızla terk eder. İzleme radarı hem hedefe hem de giden mermiye havadayken kilitlenir, ikisini sürekli olarak karşılaştırır ve silahı, mermi akışının hedefe yakınsaması için ayarlar. Sistem, hedef gövdesinin patlaması veya parçalanması sonucu ani bir hız ve yön değişikliği olursa, hedefin yok edildiğini kabul edecektir. Birden fazla saldırı olması durumunda, bir sonraki en yakın tehdide doğru aynı hareketler devam eder.

Phalanx gerçekten izlemesi ve kullanması etkili ve zevkli bir silah olsa da günümüzde Rusların 8 Mach (9.800 km/sa) hipersonik sürate ulaştığını açıkladıkları Zirkon Gemisavar Füzesinin, Phalanx’ın etkili menzilini 1 sn’den bile kısa sürede kat ettiğini belirtmekte fayda görüyorum. Yani silahın 2. füzeyi aramaya nefesi yetmeyecektir. Atmaca, Harpoon ve Exocet gibi yüksek subsonik füzeler için ise yaklaşık 7 sn atış süresi bulunmaktadır. Birden fazla füzenin ortak saldırısına maruz kalındığı çok tehditli bir senaryoda da 3. ve sonraki füzelerin gemiye isabet kaydetmesi neredeyse kesin gibidir.

Aselsan Gökdeniz-ER

YHSS’lerin günümüz gemi savar tehdidine karşı etkinlikleri, aşağıdaki faktörler nedeniyle sınırlı kalmaktadır;

Yaklaşmakta olan hava tehdidi, gemiye çok yakın mesafede imha edilebildiğinden füze kalıntıları gerek gemi gerekse mürettebatı için hala yeterli bir tehdit potansiyeline sahip olacak ve belki de geminin görev dışı (mission kill) kalmasına dahi yol açabilecektir. Dolayısıyla gemisavar tehditlerine mutlaka füze kalıntılarının gemiye çarpıp hasara yol açabileceği mesafenin dışında angaje olunmalı ve imha edilmelidirler.

Ateşlenen mermilerin dağılımları, etkili menzil dışında, yaklaşmakta olan füzenin çapından çok daha büyük olacağından düşük vuruş ihtimaline yol açabilecektir.

Silah mermileri takip radarı tarafından hedefe yönlendirilmiş olsa da deniz şartlarının etkisi, mekanik ve yazılımsal hatalar gibi YHSS tarafından yeterli ölçüde kontrol veya telafi edilemeyecek çok sayıda balistik parametre bulunmaktadır.

Sonuç olarak etkili menzil, vuruş ve imha olasılığı açısından sahip oldukları kısıtlamalar nedeniyle YHSS’leri, yaklaşmakta olan tek bir füze tehdidine karşı bile konuşlanmış oldukları gemilere yeterli bir koruma sunamayabilirler. Dolayısıyla yüksek değerli suüstü platformlarının kısa menzil hava savunma ihtiyacının sadece YHSS yerine, YHSS+NHSS yani Phalanx+RAM gibi bir kombinasyon üzerinden veya her iki sistemin artılarını bünyesinde barındıran SeaRAM gibi bir sistem ile karşılanması çok daha etkin bir çözüm olacaktır.

SeaRAM Nokta Hava Savunma Sistemi

2000’li yılların sonlarına doğru RAM NHSS ile kendi atış kontrol radarı ve elektro-optik sistemine sahip otonom Phalanx Blok-1B YHSS birleştirildi ve böylece SeaRAM doğmuş oldu. SeaRAM gemi savunma sistemi, seyir füzeleri, insansız hava araçları ve helikopterler dahil olmak üzere ses üstü ve ses altı tehditlere karşı etkili bir savunma sağlar. SeaRAM’in ilk teslimatı 2008 yılında gerçekleşti ve şu an özellikle Amerikan Independence sınıfı LCS (Littorial Combat Ship) gemilerinde ve bazı Arleigh Burke Sınıfı Muhriplerde kullanılmaktadır.

SeaRAM


SeaRAM, Phalanx silah sistemi üzerinden modellenmiştir ancak 20 mm makineli topun yerini 11’li RAM Füze hücresine sahip bir lançer almıştır. SeaRAM, RAM füzesinin yüksek imha olasılığını, genişletilmiş menzilini ve çevikliğini, Phalanx Blok-1B yüksek çözünürlüklü arama ve takip sensörlerinin güvenilir, hızlı ve etkili hedefe yönelme tepkisi ile birleştirir.

Aynı zamanda uygun fiyatlı bir yetenek yükseltme paketi olan SeaRAM, Phalanx sistemi bulunan tüm gemilere mevcut sistem yerine uygulanabilmektedir. RAM’im hem blok-1 hem de blok-2 füzeleriyle çalışabilmektedir.

Burada SeaRAM’e güç veren ve ismi esasen “Rolling Airframe Missile” yani “Döner Gövde Füzesi” olan RIM-116 RAM füzesine de kısaca değinmemiz gerekiyor. RAM füzeleri, hedefe doğru uçarken küçük ve hafif gövdesinin havadaki stabilizasyonunu sağlamak için dönerek ilerlerler. Bu, yivli bir namludan çıkan top mermisinin yivsiz olana göre daha isabetli olmasının arkasında yatan sebeple aynıdır.

RAM Blok-2

RAM füzesinin en gelişmiş versiyonu olan Blok-2 varyantı, daha büyük bir roket motoruna, gelişmiş kontrol bölümüne ve en sessiz tehdit yayıcılarını dahi tespit edebilen gelişmiş bir Pasif Radar (RF) alıcısına sahiptir. İyileştirmeler füzeye, iki buçuk kat daha fazla çeviklik ve etkili önleme menzili sağlamıştır. Blok-1 füzesinin menzili 10 km iken Blok-2 füzesinin menzilinin 20-25 km civarında olduğu tahmin edilmektedir. Blok-1 Füzesi 2.8 m boya, 127 mm çapa ve 74 kg ağırlığa sahipken, Blok-2 Füzesi 2.9 m boya, 160 mm çapa ve 88 kg ağırlığa sahiptir.

Günümüzün gelişmiş hedefleri yaklaştıkça çok daha hızlı manevralar yaparken, imha etmek için onların gücüne denk bir füze olan RAM Blok-2’deki performansa ihtiyacımız var. SeaRAM program yöneticisi ve Ticonderoga Sınıfı USS LEYTE GULF (golf) kruvazörünün eski bir komutanı füze hakkında şu cümleleri sarf etmektedir: “RAM Blok-2 size nefes alma alanı sağlıyor. Bir geminin köprü-üstü ve savaş harekat merkezinde kötü şeyler oluyorsa, o an tek istediğiniz daha fazla zaman oluyor. Füzenin size verdiği şey de tam olarak bu.”

Gökdeniz-ER ve Kabiliyetleri

Gökdeniz ve MKE YHSS varken neden Gökdeniz-ER’ye ihtiyaç olduğunu anladığımızı değerlendiriyorum. Bu projede Aselsan, TÜBİTAK-SAGE ile ortak çalışıyor ve sistem şimdilik konsept tasarım aşamasında. O açıdan tasarımda halihazırda değişiklikler olabilir. Mühendislerimiz gelecek fuara yani IDEF-2023’e atış yapmış ve kendini ispatlamış gerçek modeli de burada sergiliyor olabiliriz dediler.

Sistem, SeaRAM Blok-2’nin muadili olup, ROKETSAN’ın Levent sisteminden bağımsız bir şekilde geliştirilecek. Sistemde füze sayısının Levent’e göre az ve füzelerin daha büyük olması ayrıca projede TÜBİTAK-SAGE’nin de bulunması nedeniyle, füze olarak TÜBİTAK-SAGE üretimi yerli hava-hava füzeleri olan Bozdoğan’ın satıhtan havaya versiyonunun tercih edileceği tahmin ediliyor. Ancak SUNGUR Füzelerinin gelişmiş ve cüsseli bir versiyonunun da kullanılabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır.

Sistem gemi sistem ve sensörlerinden tamamen bağımsız olacak ve otonom bir şekilde, kendi radarları ve elektro-optik sistemleri ile çalışacaktır. Bu da geminin kendi sistemleri zarar görse bile öz savunmamızın devam edebileceği anlamına geliyor. Sistemin 4 köşesinde AESA radarları bulunacak. Bu radarlar 360 derecelik bir alanda etkili kapsama sağlamalarının yanında hem sistemin SeaRAM’e göre daha az yer kaplamasına hem de düşman elektronik taarruzu altında bile görevine devam edebilmesine imkan tanıyacak.

YAZAR: MURAT YARALI

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın