Deniz Özgün Yazılar

Donanmalar Çarpışıyor 6: Yarı Ölü Mezamorta Paşa’nın 8 Zaferi!

Değerli Turkısh Defence Agency okuyucuları, Donanmalar Çarpışıyor adı altında Türk denizcilik tarihinin önemli köşe taşlarını ele almaya devam etmekteyiz. Serinin bu yazısında da çok meşhur Mezamorta Hüseyin Paşa’yı ve onun amiralliğinde gerçekleştirilen 2. Koyun Adaları Savaşı’nı işleyeceğiz.

Seriyi kronolojik olarak okumanızda fayda görüyorum, diğer yazılara erişim için;

  1. Yazı->Donanmalar Çarpışıyor 1:  Deryada Hilal Taktiği/ Koyun Adaları Savaşı!
  2. Yazı->Donanmalar Çarpışıyor 2: Gölgede Kalmış Müthiş Zafer, Sapienza!
  3. Yazı-> Donanmalar Çarpışıyor 3: Barbaros Preveze’de Haçlı Avında!
  4. Yazı-> Donanmalar Çarpışıyor 4: Türklerin Akdeniz’de Son Zaferi, Cerbe!
  5. Yazı->Donanmalar Çarpışıyor 5: İnebahtı Faciasının Görünmeyen Yüzü
  6. Yazı –>Donanmalar Çarpışıyor 6: Yarı Ölü Mezamorta Paşa’nın 8 Zaferi!
  7. Yazı ->Donanmalar Çarpışıyor 7: Osmanlı Donanması Çeşme’de Yok Oluyor!
  8. Yazı ->Donanmalar Çarpışıyor 8: Osmanlı Donanması İntikam Arıyor!
  9. Yazı ->Donanmalar Çarpışıyor 9: Türk Donanması Navarin’de Katlediliyor!
  10. Yazı ->Donanmalar Çarpışıyor 10: Mahmudiye Efsanesi Doğuyor!
  11. Yazı->Donanmalar Çarpışıyor 11: Sinop Baskını ve Rus Kalleşliği!
  12. Yazı->Donanmalar Çarpışıyor 12: Abdülaziz’in Donanma Enkazı!
  13. Yazı-> Donanmalar Çarpışıyor 13: Gemileri Çürütmek yahut Yeniden Var Etmek!

Vira Bismillah!

Mezamorta Hüseyin Paşa…

Farklı bir isim olduğunu düşünmemek elde değil. Mezamorta, bir Osmanlı amiraline verilen bu lakap ne anlama gelir? İspanya’nın Akdenizde bulunan en büyük adası Mayorka’da Türk asıllı Hristiyan bir ailenin evladı olarak dünyaya gelmişti. Müslümanlığa dönen bu ademin adını belgelerde ilk olarak 1674’te Cezayir Beylerbeyliğinde reislerden biri olarak görüyoruz. Hüseyin Ağa!

Hüseyin Ağa gemi kaptanlığı döneminde sivrilmiş bir reisti. Usta denizciliği ile küffar teknelerine maddi manevi zarar veriyor ve Türk imparatorluğuna kazanç sağlıyordu. Bu dönemde en çok savaşa tutuştuğu devletlerin başında Venedik geliyordu. Venedik filolarına aman vermeyen Hasan Ağa birçok Türk reisi gibi gemiden gemiye atlayarak savaşıyor, leventleriyle birlikte yalın kılıç pala savuruyordu. Statükoyu alt üst eden bu cevvalliği yüzünden defalarca yaralanmıştı da. Hem öyle yaralanmalar ki İtalyanlar ve Venedikliler çoğu kez Hüseyin Ağa’yı öldü ilan etmişlerdi. Ne var ki tarihe namını yazdıran bu cevval reis kolayca ölemezdi.

Her defasında öldü denilmesine, oldukça ağır yaralarla savaş meydanından ayrılmasına rağmen tekrar tekrar dirilmiş, düşmanın karşısına dikilmişti. Bu sebepten Venedik ve İtalyanlar ona Mezzomorto yani yarı ölü lakabını takmışlardı.

683 yılına gelindiğinde Mezamorta Hüseyin Reis’i tarihe geçirecek bir hadise de vuku bulmuştu. Fransa donanmasından bir filo Cezayir’i bombardımana tutmuştu. Sivil yerleşimi, kenti topa tutup Osmanlı tebaasını katleden Fransızlar Mezamorta’nın hışmını üzerlerine celp etmişlerdi. Bombardıman sırasında Cezayir Beylerbeyi yani Dayısı (bölgesel lidere verilen unvan) Hasan Fransızların talep ettiği haracı toplamaya çalışırken Mezamorta’yı rehin olarak Fransız gemisine göndermişti. bu durumun altında gizli bir sebep de vardı. Dayı böylece belki de bu hızlı kaptandan kurtulup otoritesini sağlama alabilirdi. Fakat Dayı bu parayı toplayamamıştı ve Mezamorta da Fransız amirali parayı toplayabileceğine ikna edip sahile çıkmıştı. Bu aşamada reisleri etrafında toplayan Mezamorta Dayı Hasan’ı öldürüp Cezayir Beyberbeyi dayısı olmuştu.

(Cezayir Bombardımanı)

Mezamorta Hüseyin Reis bu olaydan çok tesir görüp derhal kinini kusmayı arzulamıştı. Bulduğu ilk yetkili Fransız da konsolos Jean La Vacher olmuştu. Vacher şanssız bir adamdı, Mezamorta çok farklı bir yöntemi üzerinde denemişti. Konsolos Vacher’i Baba Merzuk isimli topun önüne dikivermişti. Akabinde topun hasır fitilini meşale ile ateşe vermiş ve Vacher’i gülleyle beraber Akdeniz’e ateşlemişti. Top Vacher’i paramparça etmiş, muhtemeldir Vacher denize ateşlenen ilk insan olmuştu.

Bu işin Baba Merzuk ile yapılması da özel bir anlam taşıyordu. (Fransızca La Consulaire) Baba Merzuk Barbaros Hayreddin’in oğlu Hasan Paşazade tarafından Cezayir’in savunulması için döktürülüp tahkim edilen dev toplardan biriydi. 7 metre uzunluğunda 12 ton ağırlığında ve 10 inc kalibreye sahip bu top 5 bin metre menzile sahipti. Baba Merzuk Cezayir’in savunulmasında çok etkili bir silahtı fakat Fransa 1830’da Cezayir’i ele geçirdiğinde Fransızlar tarafından ele geçirilmişti. 3 sene sonra Fransa’nın Brest ketinde granit bir ayağın üstüne dikilmiş, üzerine fransa’nın sembolü olan horoz koyulmuş ve sergilenmeye başlamıştı. Baba Merzuk halen Fransa’da sergilenmektedir.

Takvimler 1688’i gösterdiğinde sivrilmiş kariyeriyle Mezamorta Hüseyin Paşa Osmanlı donanmasının başına Kaptan-ı Derya olarak tayin edildi. Bu yeni amiral artık reis olarak birkaç filotillaya hükmetmenin ötesinde ihtişamlı Osmanlı deniz gücünün tamamına hakimdi. Elbette bu bir fırsattı…

1688-89 yıllarında Kaptan-ı Deryalık vazifesini ifa eden Hüseyin Paşa döneminde Osmanlı, Avrupa ülkeleriyle çok zorlu savaşlar yapmaktaydı. 1684 yılında 2. Viyana kuşatmasının başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Kutsal İttifak adı altında birleşen Avrupa devletleri kısmen suni ve aşırı hızlı genişleyen Osmanlı’nın ardı tam anlamıyla doldurulmamış nüfuzunu kırabileceğini ve hızlıca Türkleri avrupadan atabileceğine inanmışlardı. Öyle ki bu savaşlar silsilesinin sonu adı anıldığında dahi içimizi acıtan Karlofça anlaşmasına varacaktı. Fakat Venedik henüz Mora’ya çıkmış ve Atina’yı ele geçirmişken Osmanlı orduları ve donanmasının başarılı baskılarından sonra veba salgının da etkisiyle çekilmek zorunda kalmıştı. Kutsal İttifak’ın Macaristan’ı Osmanlı’dan kurtarmasıyla birlikte celallenen Venedik; Malta, Floransa ve Papalık donanmalarının da desteğiyle bu savaşların arasında Osmanlı hakimiyetinde bulunan Sakız adasını zaptetmeyi başarmıştı. Adalar denizinde çok önemli yere sahip Sakız’da artık Osmanlı sancağı dalgalanmıyordu. Sultan 2. Ahmet ise kış mevsimi olmasına rağmen derhal adanın geri alınmasını emir buyurmuştu.

Hüseyin Paşa, Cezayir’deki ocak halkı ve dayılarıyla sorun yaşayıp İstanbul’a şikayet edilmesi üzerine Kaptan-ı Deryalıktan alındı ve Tuna kaptanlığına verildi. Yerine ise Mısıroğlu İbrahim Paşa getirilmişti. Donanma amirali İbrahim Paşa derhal harekat hazırlıklarına girişmişti. Venedik donanması ile yüzleşmeyi ve Sakız adasını kurtarmayı planlıyordu. Donanma hazırlanmış ve Adalar denizine yelken basmıştı.

Mısıroğlu İbrahim Paşa komutasındaki Osmanlı donanması bölgeye gelirken emrindeki kalyon ve kadırgalarla Mezamorta Hüseyin Paşa’da donanmaya iştirak etmişti. Daha sonra Venedik donanmasına karşı Akdeniz’e açılan Osmanlı donanmasından ayrılarak kuşatılan Hanya limanına Mısır’dan 1000 asker getirme görevi için İskenderiye’ye gitmişti. Venedik donanmasının Sakız adası civarında olduğunun haber alınması üzerine Mezamorta Hüseyin Paşa’ya emrindeki 20 kalyonu ivedilikle Sakız dolaylarına götürerek bölgede Venedik’e karşı tedbir alması emredilmişti. Mezamorta, adım adım büyük savaşa ilerliyordu.

Koyun Adaları Savaşı

Filotillalar Foça civarında birleşmişti. Mezamorta Hüseyin Paşa’nın dışında Aşçızade Mehmet Kaptan, Fettah Kaptan, Memi Paşazade Abdurrahman Paşa, Elhac Abdullah Kaptan ve Kethuda Abdulkadir Paşazade gibi hatrı sayılır düzeyde önemli denizciler de vardı. Donanma bölgeye yaklaşmıştı lakin havada zerre miskal rüzgar yoktu. Bu sebeple oldukları yerden kımıldayamayan dev cüsseli kalyonlar kendilerine nazaran daha küçük olan kadırgaların yedeğine alınmıştı. Kalyonların kürekli kadırgalara halatlarla bağlanarak hareket ettirilmesiyle birlikte düşman donanmasının bulunduğu bölgeye daha da sokulan donanma 7-8 şubat gecesini Orak adası dolaylarında geçirmiş ve bir sonraki sabah şafakla birlikte düşman gemilerine taarruzu planlamıştı. Rüzgarsız havadan ötürü plan bir gün sarkmış ve önde kadırgalar yedeklerinde kalyonlar olacak şekilde Koyun adalarının 10 deniz mili yakınlarındaki Bahçealtı konumuna 9 Şubat günü gelinebilmişti. Amiral Antonio Zeno komutasındaki düşman donanması da bölgede tespit edilmişti ve düşman filosunda 20 kalyon, 4 mavna ve 24 kadırga belirlenmişti.

Taraflar ve Amiraller

Venedik Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğu
Antonio ZenoMezamorta Hüseyin Paşa

Güçler

21 Kalyon4 Mavna24 Kadırga20 Kalyon24 Kadırga
Kalyonlar
·         Stella Maris 
·         Rosa
·         San Lorenzo Giustinian 
·         Leon Coronato 
·         Nettuno 
·         Valor Coronato 
·         San Domenico 
·         Redentore del Mundo 
·         Vittoria 
·         San Nicolo 
·         Sacra Lega 
·         Drago Volante c.
·         Fama Volante 
·         Madonna della Salute 
·         Venere Armata 
·         Ercole Vittorioso 
·         San Antonio di Padova c.
·         Pace ed Abbondanza 
·         San Giovanni Battista Piccolo c.
·         San Vittorio 
·         San Giovanni Battista Grande 
·         İsmi bilinmeyen 4 Mavna
·         İsmi bilinmeyen 24 kadırga
Gemi kimliklerine dair veri yok.

Donanmalar birbirlerini tespit etmiş ve savaşa hazırlanmışlardı. Türk donanması savaş pozisyonu almış ve düşmana baskın niteliğinde bir saldırı yapmak için hızla düşman gemilerine doğru ilerlemeye koyulmuştu. Bu arada düşman donanması henüz dizilimini tamamlayamamışken Mezamorta Hüseyin Paşa fırsatı katiyetle kaçırmamış ve derhal Kapudane-i Hümayun kalyonu ile  düşman filosunun amirali Antonio Zeno’nun sancak gemisi Stella Maris’e hızla yanaşmış ve borda bordaya geldiklerinde toplarını ateşleyerek Stella Maris’te ağaç kıymıklarından oluşan muazzam bir şarapnel etkisi yaratmıştı. Tam bu anda düşman gemisinde çokça yaralananların da etkisiyle dehşetli bir panik havası hasıl olmuştu.

Mezamorta’nın giriştiği bu ani ve etkili saldırı devam edip Venedik filosunun amiral gemisi kaybedilmeye yüz tutmuşken Riyale Fettah Kaptan da kontrolündeki kalyon ile desteğe gelerek Stella Maris’in kıç tarafından yaklaşarak düşman amiral gemisini Mezamorta’nın kalyonu ile araya almıştı. Mezamorta’nın kalyonu top atışlarıyla Stella Maris’in bordasını paramparça etmeye devam ederken Fettah Kaptan’ın kalyonu da yağlı ve yanan paçavraları düşman gemisine atarak büyük bir yangın çıkarmıştı. Artık düşman amiral gemisi için kurtuluş yoktu.

Bu tesirli saldırıya rağmen bir düşman kalyonu daha bölgeye gelmişti. Leon Coronato bayrak gemisine yanaşıp yangını söndürmeye çalışmak ve yaralıları kurtarmak gibi bir girişimde bulunmuştu. Halbuki bu ciddi bir hataydı zira ateşe körükle gitmekten farksızdı. Leon Coronato da ateşten nasibini almış ve cayır cayır yanmaya, ahşap gövdesi sıcaktan çatırdamaya ve suyla dolmaya başlamıştı bile. Gemiler yanarken bir savaş gemisinin yaşayabileceği en hazin sonu yaşamıştı. Yangına müdahale edemeyen mürettebattan sonra yangın gemilerin barut deposuna kadar ulaşmış ve her iki gemi de dehşet bir patlama ile havaya uçmuş, paramparça olmuştu. Gemilerden kalan yalnızca su üstünde birbirinden bağımsız yığın halinde yüzeduran tahta ve yelken parçaları olmuştu.

Bu gemilerin halledilmesinden sonra Mezamorta Hüseyin Paşa ve Riyale Fettah Paşa’nın kalyonları Kethüde Abdülkadir paşazade’nin kadırgalarının da katılmasıyla birlikte düşman kalyon ve mavnalarının üzerine hızla taarruza kalkmıştı. İki kol halinde harekete geçen Türk savaş gemileri bir yandan Venedik gemilerini kovalamaya, bir yandan da top menziline aldıklarını vurmaya başlamışlardı. Bu arada Drago Volante kalyonu ve 5 kadırga da batırılmış ve birçok mavna-kadırgaya hasar verilmişti. Mevcut durumda Amiral gemisinin de içinde bulunduğu 3 kalyon ve 5 kadırga kaybeden Venedik filosu herhangi bir stratejik manevraya cüret edememiş ve derhal kaçmakta fayda görmüştü.

Venedik donanması kaçıp gemilerini kurtararak Terfil limanına sığınmıştı. Fakat Mezamorta’nın yegane hedefi tüm düşman gemilerini batırmaktı. Osmanlı savaş gemileri de 9 gün sonra bu limanın açıklarına gelmişti. Liman önünde savaş pozisyonuna girip düşmanın düelloyu kabulünü beklerken Venedik kurmayları da 16 kalyon gemisinin halatlarını kesip derhal limandan çıkarak karşılaşmayı kabul etmişti. Venedik kalyonları tek parça halinde Türk savaş gemilerine doğru ilerlerken Mezamorta Hüseyin Paşa emrindeki 5 kalyon ve diğer kadırgaları iki kola ayırmış ve hızla manevra yapabilmek için yelkenleri rüzgaraltı ve rüzgarüstü halinde çektirmişti. Bu usta manevrayla çok kısa sürede, henüz Venedik gemileri karşı manevra yapamamışken düşman gemileri iki araya alınmış ve iki ateş arasında bırakılmıştı. Venedik filotillası yine paniğe kapılmış ve kaçmaya başlamıştı. Venedik kalyonlarından 2’si Sakız’a kaçmıştı, kalan 14 gemi de açık denize doğru Venedik istikametinde seyre girişmişlerdi.

Bu anda Türk kaptanları düşmanın peşini bırakmamış ve dişini geçirmiş kurt gibi peşlerine düşmüşlerdi. Aşçızade Mehmet Kaptan kalyonuyla takip ettiği 50/60 topluk Venedik kalyonlarından birini söndürüp denizin karanlıklarına göndermeye galip olmuştu. Elhac Abdullah Kaptan da iki düşman mavnasını söndürmüş, diğer iki düşman mavnasını da ele geçirip yedeğine alır halde geri dönmüştü. Memi Paşazade Abdurrahman Paşa bir düşman kadırgasının peşine takılmış, ele geçirmiş ve mürettebatına el koymuştu. Fakat ele geçirdiği kadırga fazla hasar aldığından batırıp dönmüştü. Kaptan-ı Derya Mısırlı İbrahim Paşa da boş durmamış, Venedik kadırgalarını bir yerde toplamaya girişmişti. Dağılan kadırgalar her ne kadar kalyonların ardına gizlenerek kaçmayı başarmışsa da son olarak Elhac Abdullah Kaptan kalyonu ile önlerini kesmiş ve yoğun top atışıyla hem gemilere ağır hasar vermiş hem birçok denizci ve askeri öldürmüştü. Bu arada filo amirallerinden Benedetto Pisani de esir edilmişti.

Venedik filosu darmadağın olmuştu. Sakız adasına sığınan bazı gemiler burada tutunamayacaklarını anlayıp kaleye bir miktar muhafız bırakarak ricat etmişti.  Akabinde Osmanlı donanması Sakız adası limanına girmişti. Limanda bırakılmak zorunda kalan dört büyük kadırga (baştarda), dört küçük kadırga (çektiri) ve silah/cephane ile doldurulmuş fakat karaya oturduğundan bırakılmış büyük de bir kalyon ele geçirilmişti. O gün adaya asker çıkartılarak kale ele geçirilmiş, muhafızlar da esir edilmişti.

Bu büyük başarının ardından Mezamorta Hüseyin Paşa tekrar hak ettiği konuma getirilmişti. Kaptan-ı Derya…

Zeytinburnu Savaşı

Sakız adası geri alınmıştı, fakat Kutsal İttifak ile olan savaşlar devam etmekteydi. Venedik donanması da boş durmuyor Osmanlı donanmasını her fırsatta yokluyordu. Mezamorta Hüseyin Paşa Kaptan-ı Deryalığının 7. Ayına girmişti ve Koyun adaları savaşından sonra geçen bu süre zafında her iki taraf da yeni bir muharebeye hazırlanmıştı. Venedik donanması bu sefer çok daha ciddi bir filo oluşturmuştu. 96 gemiden oluşan filo, 19 Eylül 1695 tarihinde Sakız ve İstanköy’ü vurmak, zaptetmek maksadıyla bölgeye gelmişti. Osmanlı donanması da Mezamorta komutasında harekete geçmiş ve Venedik filosunu Midilli adasının Zeytinburnu açıklarında yakalamıştı. Girişilen savaş büyük çaplıydı fakat çok uzun sürmemişti. Osmanlı tarafında kayıp bilgisi sadece 300 yaralı iken Venedik tarafında 5000 asker ölmüş ve 14 kalyon gemisi de batırılmıştı. 96 gemide 14 kalyonun batması ve Osmanlı tarafında gemi kaybının olmaması çok büyük bir başarı istatistiğidir. Bu zaferin ardından Mezamorta Hüseyin Paşa Sultan 2. Mustafa tarafından İstanbul’a çağırılmış ve büyük bir merasimle karşılanmıştı.

Taraflar ve Güçler

Osmanlı İmparatorluğuVenedik Cumhuriyeti
96’dan az, bilinmiyor.96 Savaş gemisi
300 yaralı14 Kalyon battı ve 5000 asker öldü

Bozcaada Savaşı

Aradan birkaç yıl geçmişti. Kaptan-ı Deryalığa getirilen Mezamorta Hüseyin Paşa makamında seneleri devirirken 14 Haziran 1698’de Venedik yine rahat durmamıştı. Ege’de Osmanlı donanmasına rahat vermeme politikası uygulyan Venedik yine Adalar denizine filo yollamıştı. Kaynaklara göre bu filo 50 fırkateynden oluşuyordu. Bu filo sakız adasından çok daha kuzeye çıkmış, Çanakkale boğazının ablukaya alınması için kilit nokta olan Bozcaada dolaylarına gelmişti. Bu harekatın ana sebeplerinden biri de Mora’da savaşta olan Venedik Osmanlı cephesine Osmanlı’nın takviye destek göndermesini engellemekti. Bu, Osmanlı donanması için kabul edilemezdi.

Kaptan-ı Derya Mezamorta Hüseyin Paşa donanmasından ayırdığı Venedik filosuna muadil yine 50/55 fırkateyn ile Adalar denizi istikametinde yelken basmıştı. 1698 yılının 14 Haziran günü her iki donanma da Bozcaada dolaylarında karşılaşmıştı. Savaşa tutuşan donanmanın operasyonel detayları olmasa da bu harekatta her iki taraf da birbirine yakın kayıp vermişti. Osmanlı kuvvetleri Venedik kuvvetlerinden birkaç miskal fazla gemi kaybederek 20 civarında fırkateynini yitirmişti. Fakat bu amaca ulaşan bir savaş olmuş ve abluka girişimi ortadan kaldırılmıştı. Venedik filosu yine mağlup olmuş ve geri çekilmek zorunda kalmıştı.

Taraflar ve Güçler

Osmanlı İmparatorluğuVenedik Cumhuriyyeti
50/55 Fırkateyn50/55 Fırakteyn
20 Fırkateyn battı16 Fırkateyn battı

Yukarıda bahsettiğimiz savaşlarla birlikte Mezamorta Hüseyin Paşa Venedik donanmasıyla tam 8 kez çarpışmıştı. Meydana gelen bu 8 savaşın istisnasız tamamının galibi yine Mezamorta Hüseyin Paşa olmuştu.

Kutsal İttifak ile karada gerçekleştirilen savaşlarda alınan büyük mağlubiyetlerden sonra Karlofça antlaşması imzalanmıştı. Bu anlaşmadan sonra Mezamorta Hüseyin Paşa’ya Adalar denizi ve Akdeniz’i korsanlardan temizleme görevi verilmişti. Kaptan-ı Derya Mezamorta, kalyonları ve kadırgalarıyla son kez Akdeniz’e açılmıştı. Bu görevi icra ederken 1701 yılında Pare adasında vefat etmişti. Bazı rivayetlere göre Sakız adasına bazı rivatetlere göre de Eğriboz’a defnedildi.

Mezamorta Osmanlı denizciliğinde çok meşhur ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bunun bir nedeni büyük ve kritik zaferleridir. Diğer sebeplerine gelinecek olursa Osmanlı donanmasında kurduğu dinamikler çok mühimdir. Gemi inşaatları ve denizci yetiştirilmesine yönelik yaptığı girişimler Osmanlı Donanmasını bir süre daha modern ve güçlü tutmuştu. Bununla birlikte Donanmada oluşturduğu Bahriye Kanunnamesi de çok önemlidir. Bu kanunname ile Osmanlı donanmasında işlerin denizcilikten yetişme denizcilere verilmesi, Osmanlı donanmasındaki Kalyon sayısının en az 40 olması vb. bazı hususlar kabul edilmiş ve donanma belli bir düzene oturtulmuştu.

Donanmalar Çarpışıyor serisinin bir yazısının daha sonuna geldik. Yazı ile ilgili görüşlerinizi yorum olarak belirtmeyi unutmayınız, serinin devamı ne yazık ki Osmanlı donanmasının birden çok kez yok edildiği dönemin başlangıcı, Çeşme baskını hakkında olacaktır. Kendinize iyi davranın…

Yazar: Tarık KÜÇÜK

2018 yılında Sualtı araştırmacısı Selçuk Kolay’ın girişimleriyle Çeşme açıklarında yapılan araştırma dalışlarında Koyun Adaları savaşından batıklar tespit edilmiştir.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın