Hava İHA Özgün Yazılar

İHA Serüveni-1: Savaş Arenasına Çıkış!

Bu yazıda daha önceden ülkemizin geçmişiyle sınırladığımız Taarruz helikopteri serüveni makalesine benzer konseptte bir çalışma yapacağız. Okumakta olduğunuz 1. bölümde insansız hava araçlarının dünya tarihindeki gelişimi, savaş sahnesi çıkışları incelenecektir. Devam niteliğinde olacak 2. bölümde ise Türkiye Cumhuriyeti’nin insansız hava aracı tarihi işlenecektir.

İnsansız Hava Araçlarını tarihçesinden tutun da bugün geldikleri konuma, savaş konjonktürlerinden tüm kabiliyetlerine kadar inceleyeceğiz. Hummalı bir giriş yapmadan önce İnsansız Hava Aracı yani kısa isimlendirmeyle sık sık bahsettiğimiz İHA’ların tanımına bir göz atalım.

İnsansız Hava Aracı (İHA);Kendiliğinden belli bir uçuş planı ile otomatik olarak hareket edebilen veya uzaktan pilot tarafından kumanda edilerek yönlendirilen, kendi güç sistemi olan, ölümcül olan veya olmayan görevler icra edebilen insansız uçar platformlardır.

Teknolojinin geliştirilmesinde öncü rol oynayan ABD’nin çalışmaları sonucunda ilk örneklerini gördüğümüz İHA’lar (Drones), “robot uçak”, “pilotsuz uçak” ve “uzaktan kontrollü uçak” gibi isimlerle de anılmaktadır. İnsansız hava aracı sistemleri ana platform olan uçak, yer kontrol istasyonu ve yer veri terminali ile koordineli çalışacak şekilde oluşturulmaktadır. İnsansız hava aracı sistemleri geliştirilmeye ve aktif hizmete alınmaya başladığı dönemlerde her teknik platform gibi çok zayıf olduğundan çok az faydalı yük taşıyabiliyor çok kısa süre havada kalabiliyor ve çok kısıtlı görevleri icra edebiliyordu.

Bu sebeplerden ötürü askeri oluşumlar tarafından pek de faydalı görülmeyen bu sistemlerin üzerinde fazla durulmamış olsa da İHA’lar 21. yüzyıla girmemizle birlikte daha operasyonel hale geldi. Bu değişimin sebebi askerler ve mühendisler arasındaki koordinasyon neticesinde İHA’ların daha uzun süre uçabilen, daha fazla yük kaldırabilen, daha atik hareket edebilen ve nokta operasyonlar yapabilen hale gelmesiydi. İHA’ların bu gelişimiyle birlikte savaş arenasında çok sık görmeye başladığımız platformlar askeri stratejilere yeni bir bakış açısı getirdi.


Legal ve düzenli ordulara karşı hava savunma tehdidinden ötürü kullanılmadan önce öz savunma sistemlerinin olmamasından ötürü ikinci kez düşünülmesi gereken bu uçaklar asimetrik harp ortamının hava savunmasız sahasında gökyüzünde dost unsurlar için göz, kulak ve hatta yumruk oldular. İHA’ların terörle mücadelede giriştikleri operasyonlarda etkin gözetleme aletleri ile keşif-gözetleme görevlerinde derin istihbarat sağladılar.

Keşif aracı olarak kullanılan araçlar, aerodinamik ve motor teknolojisinin gelişmeleriyle birlikte keşif, gözetleme araçlarının üzerinde başta güdümsüz küçük bombalar kullanmaya başlamışlardı. Ardından güdümlü ve daha ciddi etki çapı olan silahlar taşımaya başlamasıyla birlikte daha farklı görevlere soyunmuş oldular. Silahlandırma, menzil vb. etkenlere bağlı olarak insansız hava araçları çeşitlenmeye ve farklı sınıflandırmalara maruz kalmaya başladı.

Peki İnsansız Hava Aracı Kategorileri Nelerdir?

İnsansız hava aracı artık soğuk savaş sonrası geliştirilmeye çalışılan karmaşık zor sistemler değildir. Birçok ülkenin çalışmalarının meyvelerini yediği, birçok ülkenin gelişmiş platformlar yapabilmek için ciddi çalışmalar yürüttüğü günümüz şartlarında 16 gram ile 15 ton kalkış ağırlığı arasında birçok ülkenin farklı klasmanda, farklı sıklette hatta farklı firmalar tarafından geliştirilmiş çok fazla insansız hava aracı mevcuttur.

Black Hornet


 Bu durumda tüm dünya için geçerli bir standart kategorilendirme olmasa da kayda değer en geçerli gruplandırma NATO’ya aittir.
İnsansız Hava Araçlarının kategorilendirilmesinde ele alınan kriterleri ele alacak olursak şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Cüsse, irtifa, uçuş süresi, yük kapasitesine göre: Micro-Mini-Küçük-Taktik-Operatif-Stratejik
  •  Faydalı yük türüne göre: Silahlı İHA’lar – Silahsız İHA’lar
  •  Yakıt türüne göre: İçten yanmalı motorlu – Elektrik motorlu İHA’lar
  • Uçuş yöntemine göre: Sabit Kanatlı – Döner Kanatlı
  •  Komuta biçimine göre: Otomatik pilotlu – Uzaktan komutalı
  • Kullanım amacına göre: Sahte/Hedef – Keşif Gözetleme – Atak/Saldırı – Lojistik destek
  •  Kalkış ve iniş yöntemine göre: Rampadan kalkan/fırlatılan – Pistten kalkan – Uçaktan bırakılan – elle fırlatılan– gövde üzerine iniş yapan – paraşütle iniş yapan


Bu değerlendirmenin yanında NATO standartları İHA’ları büyüklük ve ağırlık özelliklerine göre sınıflandırmaktadır. Mikro-mini-küçüktaktik-operatif-stratejik olmak üzere altı sınıfa ayrılan insansız hava araçları Türkiye’de NATO standartlarının aksine irtifa kabiliyetlerine göre sınıflandırılmaktadır. Türkiye için Savunma Sanayi Müsteşarlığı (SSM) tarafından hazırlanan 2011-2030 İHA Sistemleri Yol Haritası dokümanı temel alınmaktadır.

Tabloda mevcut olan insansız hava araçlarının büyük çoğunluğu silahsız, keşif amaçlı görevler için geliştirilmiş platformlardır. İHA teknolojisinin öncüsü ABD ile başlayan süreçte bütün kullanıcı ve üretici ülkelerde İnsansız hava araçlarının Keşif/Saldırı konjektüründeki oranı herzaman ters orantılı olmuştur. Doğal olarak öncelikle keşif/gözetleme platformları önce kullanılıp ardından daha gelişmiş silahlı versiyonlar kullanılmıştır. Dökümanların yayınlandığı 2012-2013 yıllarında ABD silahlı kuvvetlerinin sahip olduğu 7 bin 448 İHA içindeki silahlı İHA sayısı sadece 241 adettir ve bu sayı toplam içinde %3 düzeyinde bir orana denk gelmektedir. Zamanla elbette bu oran daha da yükselmiştir. Güncel raporlara göre sadece ABD’li şirketler tarafından üretilen Silahsız/Silahlı 294 platform bulunmakta.Aynı şekilde öncülüğünü ABD yapmış olsa da İHA teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte birçok ülke farklı konseptlerde ve boyutlarda insansız hava araçları geliştirebilir hale gelmiştir.

İNSANSIZ HAVA ARAÇLARININ ASKERİ GEÇMİŞİ NEDİR?

İnsansız hava araçlarına temel oluşturan fikirler tarih sahnesine askeri teknolojilerin sürekli ivmelenmeye başladığı Birinci Dünya Savaşı’na hazırlanılan 1900’lü yıllar ve sonrasında çıkmıştır. 19. yüzyıl sonlarında ve 20. yüzyıl başlarında New York’lu mucit Charles Perley, en net örneği İsrail’li IAI firması tarafından üretilen HARPY sistemi ve ileride HARPY muadili olacak sistemlerin temelini oluşturan yerli çözümümüz STM Alpagu-b21/b2 olan  bugün gezici mühimmat olarak adlandırdığımız sistemin fikir babası oldu.  Nasıl mı? Charles Perley bir balon geliştirdi, bu balonu dünyanın askeri sahalara yeni yeni uyarladığı diğer balonlardan ayıran şey ise zaman ayarlı bir bomba taşıyıp bu bombayı düşman birliklerinin üzerine bırakmasıydı.

Peki sizce bu balon teknolojinin tamamen mekanik ve günümüze göre ilkel sistemlerden oluştuğu bu dönemde dost ve düşman unsurları nasıl seçiyordu? Elbete seçmiyordu! Bu balon otonom hiçbir özelliğe sahip değildi. Yerdeki personeller tarafından uçuşa hazır hale getiriliyor, havalandıktan sonra bomba ayar tetiklenince ayrılıyordu, herhangi bir aksi durumda dost unsurları da bombalayabiliyordu. 

Aynı tarihlerde New Jersey’li muhasebeci William Abner EDDY, bir uçurtmayı ana platform seçerek fotografik ve meteorolojik deneyler gerçekleştirmekteydi. Elbette bu yenilikçi sistem de askeri sahada denendi ve Amerikan-İspanyol savaşında yüzlerce fotoğrafla istihbarat faydası sağladı.

Zaman geçmiş ve teknoloji her yıl bir yüzyılmış gibi ilerledi. Üzülerek ifade ediyorum ki ulu ecdadımız 1917 yılında Çanakkale Boğazını Alman üretimi Krupp toplarıyla savunurken yine ABD’de Peter Cooper ve Elmer A. Sperry, ABD Donanmasına ait Curtiss N-9 eğitim uçağına cayroskopik otomatik stabilizör yardımıyla dengeli uçuşlar sergilettiler. Bu uçuşu özel yapansa ilk radyo kontrollü uçuş olmasıydı. Pilotsuz hale getirilip biraz gerisinde uçan başka bir uçaktaki radyo kontrolüyle kontrol edilebilen bu uçağa 300 pound (136.8kg) bomba yüklenip ve 80 km mesafe uçurulabiliyordu.

Bu yeni teknoloji o zaman için zor olduğu sebebiyle yeterli ilgiyi görmedi. 1910’lu yıllarda yine General Motors tarafından geliştirilen Kettering Aerial Torpedo gezici mühimmatlara ayrı bir örnektir. Torpidoya kanatlar entegre edilir, havada bırakılan torpido belli mesafeye kadar bu kanatlarla uçar ve yakınlaşınca kanatlarını bırakarak hedefe dalış yapardı.

300 Poundluk  harp başlığı taşıyan Kettering Aerial Torpedo, sadece 400 dolara mal olmaktaydı ve ABD tarafından yüzlerce sipariş verildi ancak Birinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte siparişlerden vazgeçildi. 
Kettering Aerial Torpedo (sağda)

Yukarıda bahsettiğimiz deneysel ürünlerin bugün ki İHA tanımına uymayan boyutu hedefe gittikten sonra tekrar geri dönememesi, tekrar kullanılabilir olmaması ve bugün otonom olarak söz ettiğimiz kabiliyetlere sahip olmamasıdır.
1930’lu yıllarda ingilizler tarafından geliştirilen Queen Bee adlı radyo kontrollü platform bugün TAI tarafından geliştirilen Turna hedef uçaklarının fikir babasıdır. Savaş arenasında düşman unsurları kendilerine yöneltmek, onları meşgul etmek, ana müttefik unsurlara fırsat yaratmak için hazırlanan maliyetsiz ve en önemlisi insansız bu sahte uçaklar ileride daha da tutulacaktı. 

Radioplane Company (Northop Grumman), ABD’de “Radioplane” adı verilen, radyo kontrollü sahte hedef uçaklarını geliştirdi. Maliyeti 600 Amerikan doları olan uçaklar paraşütle inme özelliğine sahipti.Bu platformlar aynı zamanda savaş dışı zamanlarda hava savunma ve hava kuvvetleri personel ve unsurlarının eğitiminde, tatbikatlarda ve testlerde de kullanılıyordu.

Şimdi şahsi olarak askeri teknoloji dendiği zaman benim aklıma ilk gelen, beni en çok heyecanlandıran ve merak uyandıran teknoloji canavarlarına söz geldi, NAZİLER!

Birinci Dünya Savaşı’nın yaraları sarılamamışken, ortalık yatışmamışken bağıra bağıra gelen ve Avrupa’yı yakıp yıkan İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi Almanyası’nın ve Adolf Hitler’in teknoloji şovları başlamıştı. Adolf Hitler’in çılgın projelere olan tutkusu yeni bir ürünün ortaya çıkmasına mahal vermişti, Fieseler-103. Daha da bilinen adıyla V-1!


V-1’ler, üzerlerindeki pulsjet motorlarıyla 408 knot (755 km) hıza kadar çıkabiliyor, taşıdığı 900 kg’lık bomba ile üzerindeki zamanlama mekanizması sayesinde bombayı bırakabiliyordu. Buna karşın çoğunlukla V-1’ler kamikaze olarak kullanılmıştı. Aslına bakılırsa dünyanın ilk seyir füzesi olarak da nitelendirilmeye oldukça yaklaşan bu mühimmat fırlatıldıktan sonra kodlanan lokasyona gidip dalış yaparak hedefini imha ediyordu. Bu ciddi tehdit özellikle İngiltere üzerinde yoğun baskı kurmuş ve hatta enteresan olaylara yer vermiştir. Yine hedeflenen bölgeye ilerleyen bir V-1 roketi görevden dönen RAF (Royal Air Force-Kraliyet Hava Kuvvetleri) gücüyle karşılaşmış ve İngiliz pilotlardan biri komuta ettiği Spitfire uçağının kanadıyla V-1’in kanadına temas ederek dengesini bozmuş ve hedeften şaşarak düşmesini sağlamıştı.

SAU-1/ BQ-7

İlk insansız kamikaze uçak unvanı alan V-1 tehdidine tedbir almak isteyen ABD, Special Air Unit One (SAU-1) şeklinde adlandırılan ve 11 ton bomba taşıyan insansız uçakları devreye soktu. SAU-1 (BQ-7), İHA’lara karşı kullanılan ilk İHA yani karşı tedbir İHA’sı olarak tarihteki yerini aldı.

Nazilerin V-1 ve ardından gelen V-2 (ilk balistik füze) teknolojisi, berlinin müttefik kuvvetlerce işgal edilmesinin ardından Abd-Avrupa ve Sovyet kuvvetleri tarafından yağmalanmış ve bu teknolojilerden ele geçirilebilenler ana vatanlara kaçırılmıştır. Bu da 1945 sonrası Soğuk Savaş döneminde gelen ileri teknolojilere temel olmuştur.

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ!

Berlin’in ikiye bölündüğü, Berlin ile beraber tüm dünyanın ikiye bölündüğü ve teknolojik anlamda Chuck YEAGER’in kumandasında ses duvarını dahi Bell XI ile aşan insanoğlu, insansız hava aracı teknolojisindeki sinsiliği fark etmiş ve bu sektöre ufak ufak şans verir konuma gelmişti.

Bugün ki standartlarda ilk yarı görünmez inansız uçak Amerikan RyanAeronautical tarafından imal edilen Q-2C Firebee olmuştur. Uçaktan bırakılabilen yahut mancınıkla fırlatılabilen bu platform paraşütle de iniş yapabiliyordu. Firebee’lerin küçük olması ve tam anlamıyla stealth kabiliyetine sahip olmaması, buna ilaveten 1960 yılında Rusya semalarında vurularak düşürülen 

D-21


U-2 DragonLady’nin sebep olduğu kriz ABD’yi tam anlamıyla hayalet olabilecek, yüksek hızda görev yapabilecek bir uçak yapmaya itti. Lockheed Martin tarafından bu amaçla geliştirilen  D-21,   90.000 feet (27.000 metre) operasyonel yükseklikte Mach 3.3’ü (saatte 2.200 mil; saatte 3.600 kilometre) aşan azami hızı vardı. Bu uçak taşıdığı kameralarla daha yüksek hızlarda daha yüksek irtifada Rus topraklarını gözetleyebiliyordu . Buna ilaveten uçak boyutları sebebiyle de gerek B-52 Stratofortress’in kanat paylonlarında gerek SR-71’in dikey stabilizatörlerinin arassında taşınabiliyor, istenilen yerde bırakılarak göreve başlaması sağlanabiliyordu. Ancak özellikle Çin üzerinde yaptığı kazalardan sonra proje iptal edildi.

D-21’in İHA konusunda attığı temelin devamını ise Ryan SPA 147 getirdi. Bu uçak 60.000 feet irtifada görev yapabildiği gibi 8 saat uçuş süresi ile HALE sınıfı İHA’ların atası oldu.  İnsansız hava araçlarını deneysel AR-GE çalışmaları neticesinde daha operasyonel olmasıyla birlikte savaş arenasında da daha sık görmeye başladık. Vietnam savaşında ABD’nin düşmanın lojistik ağ haritasını çıkartmak için kullandığı ve Çin tarafından çoğu düşürülen 1000 üzeri insansız uçağı gibi, 1973 yılında Arap ülkelerine karşı İsrail tarafından kullanılarak Araplar üzerinde kurulan üstünlüğe katkı sağlayan insansız uçaklar derken ülkeler insansız uçaklara daha da ağırlık verir oldu. 


1970 yılında ABD’den gizli bir anlaşma ile 12 adet Firebee alan İsrail bu uçaklar üzerinde modifikasyona giderek 1241 adet firebee üretmiştir. İsrail ordusu bu Firebee’leri Mısır semalarına salınca Mısır hava savunma birliklerinin elinde bulunan 43 sistem mühimmatlarını boşaltmış ve İsrail hava üstünlüğünü kazanmak için mükemmel bir fırsat yakalamıştır. Nitekim bu fırsatları değerlendiren İsrail, Arap ülkelerini perişan etmiştir.

Arap-İsrail savaşlarında insansız hava araçlarının faydalarını gören İsrail, 1980’li yıllarda IAI firması tarafından üretilen Scout İHA’ları kullandı.


Scout’lar 3.68 m uzunluğa, 4,96 kanat açıklığına ve 159 kg net ağırlık ile 176 km hıza ulaşabilen, 7 saat 30 dakika kadar havada kalabilen ve 4500m irtifa tavanına sahip bir platformdu. Bu özellikler onu günümüz mini insansız hava araçlarının atası yapıyor. FiberGlass gövdesi ile radarlardan kısmen saklanabilen bu uçak, gövdesinde taşıdığı dönebilen kamera ile yeni bir teknolojinin babası olmuştur. Scout’tan elde edilen tecrübeyle İsrail Pioneer İHA’yı geliştirmiş ve ABD kuvvetlerine 20 adet satabilmiştir. ABD’ye rağmen daha yenilikçi çözümler üreten İsrail geliştiricileri Pioneer’de getirdikleri uçak gemisine inebilme kabiliyeti ile farklılığını ortaya koymuş ve bu uçaklar körfez savaşında kullanılmıştır. Körfez savaşında sağladıkları devasa istihbarat verisiyle birlikte insansız hava araçları her geçen gün daha da geliştirilmeye, önemleri ve faydaları daha da fark edilmeye başlamıştı.

ABD Donanma gemisinden ZELL yöntemiyle fırlatılan Pioneer İHA

Kosova savaşında insansız hava araçlarının vurulma riskine karşın alçaktan uçarak 15.000 feet irtifadan görev yapan savaş uçaklarına hedef tespiti yapması insanlı uçaklar için çok kritik fayda sağlamıştır. Bu dönemde ilk defa insansız uçaklara lazer tespit ve işaretleme cihazları takılması, bugün ki silahlı insansız hava araçları (SİHA) konjonktürüne ilk adım olmuştur.

Bu yeniliklere müteakiben Amerikalı General Atomics tarafından üretilen MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper silahlı insansız uçaklar meydanlara inmeye başlamıştır. Reaper’in bir platformda 14 HellFire güdümlü mühimmat taşıyabiliyor olması insansız hava araçları için muazzam bir görev yüküdür ve Sihalar bu gelişimle birlikte meydanların yeni galibi olacağının narasını atmıştır. ABD tarihinde Ronald REAGAN yönetimi döneminde insansız hava araçlarına ciddi bir bütçe ayrılmış ve bu platformlar deneysel olmaktan çıkıp edinilmesi planlanan ve uygulanan projeler haline gelmiştir.

MQ-1 Predator

Afganistan, Suriye, Lübnan ve Irak’ta kullanılan İHA/SİHA’lar ABD’yi silahlı insansız ava araçlarını ilk kez aktif kullanan ülke konumuna getirmiştir. Özellikle Afganistan ve Irak’ta görevler gerçekleştiren sihalar bu dönemde müthiş başarı elde etmiş, fazlaca göz önüne çıkmıştır.
2000’li yıllarla birlikte ABD’nin sahip olduğu Predator B ve Reapor modeli İHA’lara silah ve füze sistemlerinin monte edildiği görülmektedir. Yine aynı dönemde, mayın arama, sağlık malzemesi bütünleme ikmali, kuvvet koruma görevleri de İHA’ların rolü olarak tanımlanmıştır. Silahlı ihalarda füze kullanımı ilk kez 2002 yılında Yemen topraklarında bir El-Kaide üyesine yapılan operasyonda vuku bulmuştur. Hedef imhası gerçekleştirilen bu operasyonla birlikte hedef tespiti yaptıktan sonra vurucu unsur olan insanlı uçakları bekleyen insansız hava aracı operasyonları, tespit yapan ve imha eden hale gelerek operasyon süresini 5 dakika gibi mükemmel bir zamanlamaya indirmiştir.

MQ-9 Reaper


O tarihten bu yana insansız hava araçları silahsız ve silahlı olarak farklı konseptlerde görevlere çıkabilir hale gelmiş, öncülüğünü ABD ve İsrail’in yaptığı sektör tüm dünyada birçok ülkeye yayılmış ve Üretici/Kullanıcı sayısında inanılmaz artış olmuştur. Öyle ki asimetrik örgüt olarak niteleyebileceğimiz terör örgütü İŞİD, PYD, PKK vb birçok örgütün dahi gerek satın alınmış gerek kendi atölyelerinde imal ettiği insansız uçaklarla saldırılar ve keşifler gerçekleştirdiğini görür olduk.

İHA Serüveni serisinin ilk yazısının sonuna gelmiş bulunmaktayız. İnsansız hava araçlarının dünya tarihine çıkışlarını ve gelişmelerini ele aldığımız bu yazının ikinci bölümü Türkiye’nin insansız hava aracı macerası hakkında olacaktır. Bir sonraki yazıda buluşana dek kendinize iyi davranın.

Yazar: Tarık KÜÇÜK

Kaynakça:

  •  Ministry of Defence, “Current Terminology, Doctrine, and Classification”, Joınt Doctrıne Note 2/11 The UK Approach to
  • Unmanned Aircraft Systems (2011):2-7, accessed October 23, 2012, http://www.mod.uk/DefenceInternet/ MicroSite/
  • DCDC/OurPublications/JDNP/Jdn211TheUkApproachToUnmannedAircraftSystems.htm 
  •  Jeremiah Gertler, “U.S. Unmanned Aerial System”, Congressional Research Service
  • http://en.ruvsa.com/catalog/category/uav/
  • insansiz-hava-araclari/anka-basarisi-ve-insansizhava-araclari/
  • Tevfik Uyar, “ANKA Başarısı ve İnsansız Hava Araçları”,
  • Thomas P. Ehrhard, “Air Force UAVs: The Secret History”, Mitchell Institute Study, s.6 July 2010, Erişim 18 Ekim 2012, http://www.afa.org/mitchell/reports/ MS_UAV_0710.pdf 
  • Ralph Sanders, “An Israeli Military Innovation:UAVs” JFQ Winter 2002-03 s.115, Erişim 18 Ekim 2012, http:// www.dtic.mil/cgi-bin/GetTRDoc?AD=ADA483682 
  • Savunma Sanayi Müsteşarlığı, “Türkiye İnsansız Hava Aracı Sistemleri Yol Haritası (2011-2030)”, 2011, s.25. 
  • Center for Security Studies (CSS), ETH Zurich, “The Military Utility of Drones”, No.78, July 2010, Erişim 03 Ekim 2012.
  • http://www.css.ethz.ch/publications/pdfs/ CSS-Analyses-78.pdf 
  • Center for Security Studies (CSS), ETH Zurich, “The Military Utility of Drones”, No.78, July 2010.
  • Ralph Sanders, “An Israeli Military Innovation:UAVs” JF Winter 2002-03 s.115.
  • Bkz., Jeremiah Gertler, “U.S. Unmanned Aerial System”, Congressional Research Service (CRS) Report for Congres,
  • Jeremiah Gertler, “U.S. Unmanned Aerial System”, Congressional Research Service (CRS) Report for Congres, January 3, 2012, s.9.
  • BİLGESAM İNSANSIZ HAVA ARAÇLARI MUHAREBE ALANINDA VE TERÖRLE MÜCADELEDE DEVRİMSEL DÖNÜŞÜM.
  • STM, İHA SİSTEMLERİ YOL HARİTASI

Yazar Hakkında

Tarık Küçük

Tarık Küçük

Sınıf öğretmeni olarak nice minik kalbe Türk milliyetçiliğini ve vatanseverliğini işleme, bunun yanında bilim-teknoloji iştahı kazandırma çabasındayım. Hem Tarih hem teknolojiye meraklıyım. Bilhassa Askeri teknoloji ve Savunma sanayi üzerine organizasyonlara katılıp firmalar ile çalışmalar yürüterek Türk Savunma Sanayi çorbasına az da olsa tuz katma gayesi içindeyim.

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın




2020 Etkinlik Takvimi

Twitter