Özgün Yazılar Strateji

Olası Bir Savaşta Ülkemizdeki İlk Hedefler

Olası bir nizami savaşta düşmanlar ilk olarak birbirlerinin stratejik ve vurucu güçlerini imha etmeye odaklanır. Savaşın bu ilk safhasında düşman sizin ana karanıza girmeden, sınırınıza çok yaklaşarak; görüş ötesi seyir füzeleri, balistik füzeler ve uydular aracılığıyla göz bebeklerinizi imha edip istihbarat toplamaya çalışacaktır.
Peki bu hedefler nelerdir?
1) Askeri Hava Üsleri

Hava kuvvetleri günümüzde neredeyse her şeydir. Eğer hava kuvvetleriniz kullanılamaz duruma gelirse savaşta çok büyük zırhlı araç ve insan kaybı vermeniz muhtemeldir. Bunun günümüze en yakın örneklerinden biri 1967’de çıkan Altı Gün Savaşı, diğer adıyla Arap-İsrail savaşıdır.

Mısır İsrail sınırına 100 bin asker yığmıştı ve askerler hazırda bekletiliyordu. Mısır’ın 53. ve 33. komando taburu da Ürdün’e kaydırılmıştı. ayrıca general Riad Ürdün askerlerinin de başına geçmişti ve operasyonun Ürdün tarafı tamamen ona emanet olacaktı. Ürdün’deki Mısır’a ait 53. ve 33. komando taburlarının hedefinde İsrail’deki bir çok stratejik nokta vardı. Planlara göre bu komandolar savaş başlayınca içeri sızacak ve kendilerine verilen hedeflere nokta atışı yapacaktı. İsrailliler ise topladıkları istihbarat yardımıyla Mısır’ın elindeki savaş uçaklarının neredeyse tamamının yerini tespit etmişlerdi. Ayrıca bir çok askeri hedef de tespit edilip koordinatları belirlenmişti. Bir emirle 24 saat içinde İsrail savaş uçaklarının 1,000 sorti yapması ve aynı sayıda hedefi vurması mümkün olabilirdi. ayrıca bu tempoyla her gün en az 1,000 adet hedef vurulabilirdi. Birkaç gün sonra savaş başladı.

İsrail, bazı hava üslerinde park halindeki uçakları vururken, bazılarında da kalkış pistleri vuruyordu. Mesela bir hava üssünde 10 tane savaş uçağı ve sadece bir kalkış pisti vardı. Burada kalkış pistini vurmak demek 10 uçağın da hareket etmesini engellemek demekti. Vakit nakitti ve İsrailliler mümkün olan en kısa zamanda Mısır hava kuvvetlerine mümkün olan en büyük zararı verip geri dönmek istiyorlardı. Mısırlı pilotların çok azı uçağına ulaşabilmişti ve ulaşabilenler de pistlerin bombalandığını görüp geri dönmüştü. Uçaklar hedeflerini çok büyük bir isabet oranıyla vuruyordu. Bombasını bırakan uçak 20 dakika sonra üsse geri dönüyor, 8 dakika içinde yeniden bomba ve yakıtla yükleniyor ve 10 dakikalık bir dinlenmeden sonra yeni bir sorti için havalanıyordu. Böylece her saat başı 1 sorti yapmak mümkün oluyordu. Saldırıda Dürendal adındaki 85 kg’lik akıllı bombalar kullanılıyordu ve hata payı çok azdı. Bu bombaların düştüğü yerde 5 metre çapında 2 metre derinliğinde kraterler oluşuyordu. Yani bu bombaların bir tanesi bir kalkış pistini kullanılamaz hale getirebilirdi. Birkaç saat içinde bölgedeki Mısır’a ait tüm askeri hava alanları alevler içinde kalmıştı. 

İsrail tarafından yerdeyken yok edilmiş Mısır uçakları


Saat sabah 8’de Mısır’ın en önemli 3 askeri hava alanına toplam 75 sorti yapılmıştı. Sina bölgesindeki 4 askeri hava alanı tamamen haritadan silinmişti. Mısır’ın çeşitli yerlerinde bir çok askeri hava alanı ya kullanılamaz hale getirilmişti ya da haritadan silinmişti. Yaklaşık 1 saatlik sürede Mısır hava kuvvetleri 204 savaş uçağını kaybetmişti. Bu da Mısır’ın elindeki tüm savaş uçaklarının yarısı demekti. Üstelik bu uçakların sadece 9 tanesi havada ve geri kalanlar yerde imha edilmişti. Sonuca baktığımızda İsrail tek başına Mısır, Suriye, Ürdün ve Irak’a karşı savaşı rahatlıkla kazanmıştır.

Türk Hava Üsleri


Türk Askeri Hava Üsleri tehditlere karşı korumasız şekilde bulunmaktadır. Elbette Türkiye’yi vurmak veya savaşa girmek İsrail’in bile göze alabileceği bir mevzu değil. Bu işin vurduktan sonrası da var çünkü. Ancak ülkemizin acilen çokça hava savunma sistemlerine ihtiyacı vardır. Sadece korumamız gereken askeri hava üssümüz 13-14 civarı. 1991 Yılında Körfez Savaşı sırasında Irak’dan atılan ve Diyarbakır Jet üssümüzün çok yakınına düşen Scud füzesi de hava üslerini korumanın önemini kanıtlar nitelikte. Ülkemiz bu tehdidin farkında ve bu sebeple bir savaş durumunda uçakların kullanabilmesi amacıyla ülkenin iç kesimindeki bazı yollar kilometrelerce dümdüz ve geniş olarak yapılmıştır.


2) Sivil Havaalanları


Jet üslerinin ardından veya eş zamanlı olarak hedef havaalanları olacaktır. Böylece;
-Hem savaş uçaklarının veya nakliye uçaklarının buralardan kalkış yapmaları engellenecek
-Hem toplumun birbiriyle hızlı ulaşımının ve silahlanmasının önüne geçilecek. Bu sayede halka dağıtılmak üzere depolarda bulunan tüfekler kara yoluyla daha yavaş şekilde uzun saatler sonucunda halka dağıtılabilecek.
-Savaşın ilerleyen safhalarında bazı şehirlerinizdeki askeri birliklerinize ve halkınıza ancak kara yoluyla gıda ve ilaç yardımı yapabilecek duruma düşebilirsiniz.
-En büyük ve işlek havaalanlarının kullanılamaz duruma gelmesiyle turizm gelirleriniz sert şekilde düşüşe geçecek, ülkenize hava yoluyla müttefiklerinizden silah ve çeşitli yardımlar dahi zorlanarak ulaşacaktır.

Elbette ülkemizde bulunan havaalanlarının hepsini korumak hem maliyet hem de stratejik açıdan mantıksızdır. Ancak ülkenin dört bir yanındaki büyük ve işlek birkaç havaalanı hava savunma sistemleriyle korunmalıdır.

3) Hava Savunma Sistemleri ve Radarlar


Tüm bunlarla eş zamanlı olarak düşman, sizi uydularıyla sürekli gözlem altında tutacaktır. Özellikle sınırınızdaki radarlarınızı ve hava savunma sistemlerinizi tespit etmesi mümkün. Hatta geçtiğimiz günlerde İsrail, uydusuyla bizim Ankara’daki S-400’lerimizi çok net şekilde görüntülemişti.


Bu hedeflerin tespiti ve imhası sonrası düşman, sizin ana karanıza hava destekli çıkarma harekatı yapabilecek veya ana karanızın hemen dibine girip seyir füzelerini ülkenin iç kesimlerine yollayabilecektir. Uzun menzilli hava savunma sistemlerimizi ve radarlarımızı korumak için orta ve alçak irtifa hava savunma sistemlerimizin olması gereklidir.

4) Tank Palet ve Tüfek Fabrikaları

Sakarya’da bulunan tank palet fabrikamız ve Kırıkkale’de bulunan MKEK tüfek üretim tesislerimiz de savaş esnasında düşman için ciddi tehdit unsurudur. Hatta sadece bunlar değil, FNSS, OTOKAR, BMC, Aselsan, TAI gibi özel şirketler de -varsa- sınırdaki üretim tesislerini mutlaka ülkenin iç kesimine çekip güvenlik önlemleri almalıdır. Özellikle aylar veya yıllar sürebilecek bir savaşta bu üretim tesislerimizi çok iyi muhafaza etmemiz gerekli. Sadece hava yolunun güvenliğiyle değil, bu tesislerin bizzat etrafını kara kuvvetleri olarak da sağlama almamız gerekli çünkü çeşitli sabotajlar yapılabilir. Almanlar 2. Dünya savaşı sonlarında bazı önemli fabrikaları bombalandığı için üretim yapamaz hale gelmişti. Hatta günümüze gelirsek, hatırlarsanız ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, Suriye’de Esad’ın kimyasal silah fabrikalarını seyir füzeleriyle bombalamıştı. Ders çıkarıp önlem almak için çok güzel örnekler.


Yukarıdaki haritada gördüğünüz üzere BMC ve Baykar makina Yunanistan tarafından seyir füzeleriyle veya kısa menzilli balistik füzelerle bile düşük hata payıyla vurulabilir. Yunanistan’ın elinde 150 kilometre menzilli AGM-88 HARM anti radyasyon füzeleri bulunmaktadır. Bu füzeleri hem F-4 hem de F-16 uçaklarında kullanabilmektedir. (Tabi biz de aynı şekilde). Bu füzeler radarları ve HSS’leri,ü elektronik sistemleri yok etme amaçlı olsa da ciddi bir tehdittir. Kaldı ki Yunanistan’ın elinde Fransız MBDA üretimi Scalp EG/Storm Shadow seyir füzeleri vardır ki menzili 250-300 kilometredir. 


5) Akkuyu Nükleer Santrali


Biliyorsunuz ki ülkemiz Rusya ile beraber Mersin’in Gülnar ilçesinde nükleer santral yapmaktadır. Kesinlikle nükleer enerji karşıtı değiliz ancak bu nükleer santrallerin savaşta düşman için patlatılmaya hazır bomba olduğunu unutmamak gerek. Nükleer santrale gelecek bir bomba dahi çok büyük felaketlere sebep olabilir. Hem kısa vadede ikamesi zor olan enerji/elektrik kaynaklarımızdan birini kaybetmiş oluruz, hem de binlerce insanımız zehirlenip kansere yakalanacak ve birkaç yıl sonra ölecektir. Bununla da bitmiyor. Patlama veya sızıntı sonrası çevreyi temizleyip toparlamak da milyarlarca dolara mal oluyor. Bu konuyla ilgili “CHERNOBYL” mini dizisini izlemenizi şiddetle tavsiye ederiz. 

Pek çok kişi askeri strateji anlamında Akkuyu Nükleer Santrali’nin konumunu hatalı bulsa da Türkiye Cumhuriyeti bu noktada gayet akıllıca davranmıştır. Santralimizi vuracak ülke anında karşısında Lübnan, Suriye, Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’i bulacaktır. Bölgemizdeki en büyük iki tehdit olan İsrail ve Yunanistan bu santralde meydana gelecek bir sıkıntıda zarar görecektir. Yunanistan Kıbrıs’ta yaşayan yüz binlerce Rum yüzünden santralimizi hedef alamaz, İsrail de zaten çok yakın olduğu için vuramayacaktır. Bu taktiği Ermenistan da tam Türkiye sınırının dibindeki nükleer santraliyle kullanmaktadır.

Akkuyu Nükleer Santrali Konumu (Kırmızı)


Ancak her şeye rağmen ne olur ne olmaz diye nükleer santralimizin etrafında kuş uçurtulmamalıdır. HSS ile yetinmeyip iç güvenliğini de çok sıkı tutmalıyız. Teröristler veya ajanlar tarafından çeşitli sabotajlar gerçekleştirilebilir. 


Aşağıdaki resimde İsrail’e ait bir savaş uçağının 250 kilometre menzile sahip “Delilah” seyir füzesiyle Türkiye’de rahatlıkla ulaşabileceği alanı görüyorsunuz.


İsrail Yapımı 250 km’lik Delilah Seyir Füzesi
Henüz İsrail bu füzesini F-35 uçaklarına entegre etmemiş olsa da, çok büyük ihtimalle birkaç yıl içinde entegre edildiği haberlerini duyacağız. Bunun dışında İsrail’in elinde çokça 150 kilometre menzile sahip AGM-88 HARM hava-yer füzesine sahiptir ve bu füzeler F-35’lerde aktif olarak kullanılabiliyor.

AGM-88 HARM

Bu uçaktan atılabilen seyir füzelerini bir kenara koyarsak İsrail’in geliştirdiği Jericho isimli balistik füzeler aktif olarak İsrail envanterinde bulunmaktadır. Jericho I 500 km menzile sahip, Jericho II 1500-3500 km menzile sahiptir. Jericho III ise yaklaşık 5.000 km menzile sahiptir. Jericho I günümüzde emekli edilmiştir, kullanılmamaktadır. Jericho II ise 1989 yılından beri, Jericho 3 ise 2011 yılından beri İsrail’de aktif hizmettedir. Bunun ne anlama geldiğini aşağıdaki infografikte çok net görebilirsiniz.


Sonuç:
Türkiye olarak hava savunma sistemlerine ciddi şekilde ihtiyacımız var ve sadece 2-3 sistem S-400 ile kapanacak bir ihtiyaç değil bu. Bu sebeple Hisar-A, Hisar-O ve Hisar-U/SİPER hava savunma sistemi projelerimiz ülkemizin bekası için çok mühimdir. Bu sistemler ivedilikle envantere alınıp yukarıda ele aldığımız bölgelere yerleştirilmelidir. Hisar-A 15 kilometre, Hisar-O 25 kilometre, Hisar-U’nun ise yaklaşık 100 kilometre etkili menzile sahip olması planlanıyor.

Yazar Hakkında

Sadık Bilici

Sadık Bilici

Akdeniz Üniversitesi Ekonometri öğrencisi. Havacılık, teknoloji ve fitness tutkunu. Vatansever. Savunma ve havacılık ilgi ve bilgisiyle, aldığı ekonomi ve istatistik eğitimini birleştirip profesyonel analizler yapma arzusunda.

2 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • Esasen Ülkemize karşı savaş başlatılmıştır İçeriye Yönelik KALE İçeiden..Yıkılıyor..!! Ormanların Yakılması ,Terör.. wb… Türk aile, Yapısına Yönelik. şiddet , anarşi Maksatlı.. . [Tv DİZİ ve Filmimler ].GENÇLERİN Bozulması Beyanın da..[ şiddet içeren ve benzeri.. Pozisyonlar Üretilerek…gibi.. wb..) Filim ve Sanaryolların Desteklenerek.. Ahlaki Olmayan
    TÜRK AİLE YAPISINI Bozmaya yönelik hertürlü..Etkinlikler Piskolojik..medyatik..kitle görsel ve
    Sözlü..Küfürlü.. Taciz..wb…iletişim. enstrumanlar kullanarak.. Sinsice Çalışma Yürütülüyor..)..




2020 Etkinlik Takvimi

Twitter