Deniz Özgün Yazılar

ULAQ SİDA ARES Tersanesi ve İnsansız Deniz Araçlarının Geleceği-2

ULAQ SİDA, ARES Tersanesi ve İnsansız Deniz Araçlarının Geleceği serimizin 2. bölümü ile karşınızdayız. Birinci bölümde olduğu gibi insansız sistemler konusundaki kabiliyetlerimizi ve geleceği sorgulamaya devam ediyoruz. Bu bölümde; tamamıyla insansız yani Robotik milli SİDA’ları ne zaman görebiliriz? Türk şirketleri küresel İDA sektöründe zirveye oynayabilir mi? SİDA’larda Atmaca haricinde gemisavar veya karaya atılan seyir füzesi kullanılabilir mi? sorularının cevaplarını arayacağız.

İnsanlar Tarafından Yönetilmeyen veya Cüzi Miktarda Yönetilen, Çok Daha Üstün Otonomi ve Yapay Zekâ Özellikleriyle Donatılan Robotik İDA’ları Ne Zaman Görebiliriz?

İnsanlığın yüzyıllardır süregelen harp icra etme yöntemleri ve harp sahalarına yönelik algısı büyük bir dönüşümün eşiğindedir. Bu paradigma kayması, doğrusal olmayan, hızlı ve anlaşılması güç bir şekilde dünyanın farklı köşelerinde aniden vuku bulmaktadır. Türk siyasi-askeri karar alıcılarının ve savunma sanayi elitlerinin insansız sistemler konusundaki yaklaşımı dikkatle değerlendirildiğinde, Türkiye’nin insansız askeri sistemler ve robotik harp konularını klasik bir askeri modernizasyon portföyünün ötesinde, bir sonraki jeopolitik atılımın öncülüğünü yapma yolunda bir fırsat olarak gördüğü anlaşılmaktadır.

Yeni tekno-bilimsel devrim ve bir sonraki askeri paradigma kesinlikle uzaktan kontrol edilen insansız sistemler ile sınırlı değildir. Yapay zeka, otonomi, sürü sistemler ve gelişmiş robotik harp gelecekteki savaşların belirleyicileri olacaktır. Türkiye’nin askeri meselelerde yaşanacak bir sonraki devrimin öncülerinden olması, insansız sistemlerin tasarımı ve üretimi konusunda mevcut başarılardan da yararlanarak, tekno-bilimsel atılımın yeni trendlerini yakalamasına bağlıdır. Önümüzdeki on yıllar yüksek ihtimalle tamamıyla insansız robotik harp ile ilgili sarsıcı gelişmeleri beraberinde getirecektir.

Bu kapsamda Türkiye, insansız sistemler konusunda yakaladığı başarıları biraz önce belirttiğimiz yeteneklerle taçlandırmalı ve gelişmiş robotik harp kabiliyetine sahip az sayıda ülkeden biri olmalıdır. İnsansız Deniz Aracı (İDA) sektörü de halihazırda bu yönde gelişim vadeden alanlardan biridir. Ancak burada sektörü kısıtlayan en önemli faktörler; ARGE maliyetlerinin yüksek olması ve örnek teşkil eden İDA sistemlerinin küresel çapta çok az olmasıdır. Özellikle maliyet yükünün üstesinden gelinebilmesi maksadıyla mutlak suretle projelere devlet desteği sağlanmalıdır. Konuya asker gözüyle bakıldığında ise en önemli engelin insan faktörü olduğu görülmektedir. Silahlı Kuvvetlerimiz, insansız sistemlerden robotik sistemlere geçilmesi konusunda vizyonunu şimdiden ortaya koymalı, personeli bu yönde eğitmeli ve harekat doktrinlerini geleceği de kapsayacak şekilde hazırlamalı veya güncellemelidir.

Dünyada halihazırda SİDA konusunda iddialı olan 4-5 ülke bulunmaktadır. Bunlar Türkiye, ABD, Çin, Almanya ve İsrail’dir. Teknolojik gelişime, personel eğitim sistemlerine ve diğer hususlara baktığımızda 2035-40 gibi ilk Robotik İDA’ların denize indirileceği değerlendirilebilir. Ares Tersanesi ve Meteksan Savunma ULAQ SİDA ailesi ile sektöre iddialı bir giriş yapmış ve bu iddiasını çok kısa sürede ete kemiğe büründürmüştür. ULAQ’ın gelişimine baktığımızda, son kullanıcı olan Deniz Kuvvetleri veya Sahil Güvenlik Komutanlığından talep ve destek gelmesi durumunda çok kısa sürede projenin ilerleyişi Robotik Sistemlere yönlendirilebilir. Bunu başardığımız zaman ise harp sahasında, yelkenden makine gücüne veya kılıç kalkandan barut gücüne geçişteki etkiden çok daha büyük bir deprem meydana getirebileceğiz.

Bu konuda önemli bir sorun da İnsansız Deniz Araçlarının Hukuki Rejimi kapsamında karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde çeşitli fikirler paylaşılsa da robotik, hatta günümüz insansız sistemlerinin hukuki statüsünün nasıl olacağına karar verilmesi yönünde ülkelerin ortaya koyduğu ciddi bir gelişme yaşanmamıştır. İnsansız ve robotik deniz araçlarının hukuki açıdan gemi ve savaş gemisi olup olmadığı ayrıca seyrüsefer ve harp sırasında hangi haklardan yararlanabileceği ve hangi kısıtlamalara tabi olacağı hususları en kısa sürede BM tarafından karara bağlanmalıdır. Ülkemizde bu teknolojinin öncülerinden olması münasebetiyle kendi tez ve antitezlerini şimdiden üretmeli ve uluslararası arenada bilimsel makalelerle sergilemelidir.

Türk Şirketleri Küresel İDA Sektöründe Lider Olabilecek Mi?

Günümüzde insansız araçlar dendiğinde çoğu insanın aklına belki de ilk önce İHA’lar yani insansız hava araçları gelir. Fakat artık bilimsel gelişmeler o kadar hız kazandı ki yapay zekânın gerçek birer temsilcisi olan insansız araçlara Mars yüzeyinden okyanusların dibine kadar hemen hemen her alanda rastlamak mümkün hale gelmeye başladı. İnsan faktörünün kısıtlamalarından azade olan diğer insansız sistemler gibi İDA’lar da son yıllarda hem sivil hem de askeri alanda kendilerine hızla yer bulmaya başladı. Uzmanların görüşlerine göre, birçok ülkenin deniz kuvvetleri arasında bu alanda da daha şimdiden büyük bir rekabet var. Kuşkusuz bu ülkelerden biri de insansız sistemler konusunda “Saha İspatlı” az sayıda ülkeden olan Türkiye’dir.

Ülkemiz ilk milli SİDA olan ULAQ ile sahneye en üst basamaklardan giriş yapmış ve halihazırda kalan merdivenleri hızlıca tırmanmaya gayret etmektedir. Ancak hepinizin bildiği üzere önemli olan zirveye çıkmak değil zirvede kalıcı olmaktır. Bunun içinde sürekli bir geri besleme ve gelişim içinde olmak ayrıca mevcut ekosistemi muhafaza etmek çok önemlidir. Ares Tersanesi ve Meteksan Savunma üretimi ULAQ SİDA ailesi şu an için 11-24 metre arasında değişen pek çok farklı platform ve yine güçlü silah ve faydalı yük çözümleriyle gözünün “Kızıl Elma”da olduğunu açıkça göstermiştir. Ares Tersanesi ve Meteksan Savunma; Üs-Liman Savunma, Keşif-Gözetleme/İstihbarat ve Elektronik Harp (EH), Suüstü Harbi (SUH), Denizaltı Savunma Harbi (DSH), Yangın Söndürme ve Mayın Harbi (MAH) İnsansız Deniz Araçlarıyla her ihtiyaca karşı yüksek kalite de bir çözüm sunabileceğini tüm dünyaya ilan etmiştir. Bunun yanında Aselsan ve Sefine Tersanesi ortak yapımı olan ve kısa süre sonra denizle buluşması beklenen RD-09 ve NB-57 SİDA’ları da harekat sahasında ULAQ’ı yalnız bırakmayacak. Ayrıca ülkemizin güzide tersanelerinden olan Yonca-Onuk’un da İDA platformu konusunda açıklamaları olmuş ve yıl sonuna doğru sergileyeceği platform sektörde şimdiden merakla beklenmektedir. Küresel çaptaki İDA sektöründe kendi milli çözümlerini yarıştırabilen ülke sayısı bir elin parmakları kadar bile değildir. Gururla söyleyebiliriz ki Türkiye bu az sayıdaki ülke arasında liderliğe oynayabilmek maksadıyla gerekli olan alt yapı, teknoloji, personel, bilgi ve tecrübeye sahiptir.

Ancak daha önce çeşitli vesileler ile sunduğumuz üzere suyun üzerindeki her şey, suyun altıyla kıyaslanamayacak kadar kolaydır ve İDA’larda bu konuda istisnai durum teşkil etmemektedir. Dolayısıyla kuşkusuz bu alanda en fazla zorlanacağımız, deneyeceğimiz, sonra bir kez daha deneyeceğimiz, hırpalanacağımız ve en sonunda da en büyük zaferi yaşayacağımız alan suyun altını ilgilendiren DSH ve MAH SİDA’larıdır. Özellikle İsrailli Elbit Systems tarafından 2016 yılında ilk kez sergilenen ve 5 yıllık bir deneyimi barındıran Seagull DSH ve MAH SİDA’ları, dişli bir rakip olarak karşı safta yer alıyor. Elbit Systems bu yılın Ocak ayında bir Asya-Pasifik ülkesine İDA’nın ilk ihracatını gerçekleştireceğini de açıklamış durumda.

Denizin altında görev yapan SİDA’lar konusunda bir diğer erken kalkıp çok yol alan firmada Atlas Elektronik İngiltere. Bu firma özellikle 2013 yılında geliştirdiği ARCIMS MAH ve DSH versiyonlarıyla sektörde uzun süre önce köşe başlarını tutmuş görünüyor. ARCIMS 2015’ten beri İngiltere ve ismi açıklanmayan bir Ortadoğu ülkesi tarafından donanma envanterinde MAH kapsamında kullanılıyor.

Dolayısıyla milli İDA’lar özellikle DSH ve MAH versiyonları açısından ciddi bir sıçrama yapma durumunda gibi görünüyor. İşte tam da burada imdada ULAQ yetişiyor. Zira 1. Bölüm de belirttiğimiz üzere yetkililerin açıklamalarına göre ULAQ DSH üretilmek için hazır durumda ve gün sayıyor. Hem de öyle İsraillilerin Asya-Pasifik ülkesine söz verdiği gibi 17 ayda değil, devletimizin talep etmesi durumunda çok büyük ihtimalle 6 ay gibi kısa bir sürede teslimat yapılabilir. Ares Tersanesinin ortaya koyduğu yıllık 50+ İDA üretim kapasitesi ise dünyada şu an rakipsiz görünüyor.

ULAQ SİDA’da Atmaca Haricinde Başka Bir Füze Kullanılabilir Mi?

Bazıları nükleer ve balistik füzeler varken seyir füzelerinin devrinin kapanmaya yakın olduğunu düşünse de harekat sahasındaki talep ve uygulamalar gerçeğin hiçte öyle olmadığını bizlere göstermektedir. Günümüzde pek çok ülke kendi seyir füzelerini yapmak, geliştirmek ve bunları en uygun platformlara yerleştirmek için büyük gayre sarf etmektedir. Örneğin ABD Donanması, Ağustos ayı içinde kongreye sunduğu bir raporda artık 60-90 m boyunda ve 1000-2000 ton deplasmana sahip korvet büyüklüğünde İnsansız Yüzey Araçları geliştirilmesi ve bu kapsamda 2022 yılında yapılacak İDA ARGE faaliyetleri için 434 milyon $’lık bir bütçe talebinde bulundu. Söz konusu İDA’ların yükünün ise ağırlıklı olarak gemisavar ve karaya saldırı füzelerinden oluşturulması planlanıyor.

Bu noktada incelememizi tekrar ülkemize yöneltecek olursak, 24 m uzunluğa ve 4 adet Atmaca Gemisavar Füzesi taşıma kapasitesine sahip olacağı açıklanan, ULAQ SUH versiyonu çok önemli bir yer teşkil etmektedir. Ancak çevre denizlerimizdeki harekat ihtiyaçlarını menzil, güdüm tipi, harp başlığı ve diğer hususlar açısından değerlendirdiğimizde, ULAQ’ların sadece Atmaca taşıması durumunda bazen yetersiz, bazen de aşırı gereksiz bir gücü barındırdığı söylenebilir. Bu kapsamda ULAQ SUH’un taşıyacağı silah yükünü; Atmaca’nın Satıhtan Karaya Versiyonu ve Orta Menzilli Gemisavar Füze ile çeşitlendirmek çok yerinde bir hal tarzı olacaktır. Yurt dışından farklı talep gelmesi durumunda ise ULAQ’lar, modüler savaş yönetim sistem mimarisi sayesinde kullanıcının istekleri göz önüne alınarak Harpoon Gemisavar veya Marte-ER gibi uygun füzelerle donatılabilir. Kısaca ULAQ SUH altyapı ve teknoloji olarak herhangi bir füze sistemiyle donatılma kapasitesine sahiptir.

YAZAR: MURAT YARALI

Yorum Ekle

Yorum yazmak için tıklayın