Hava Özgün Yazılar Strateji Uçak

Türkiye’nin F-35 Programından Çıkarılmasıyla Kaybettikleri

Çok yazıldı çok çizildi… Son olarak geçtiğimiz günlerde ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi, 2021 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası kapsamında; orjinalinde Türkiye’ye satılan 6 adet F-35 savaş uçağının ABD Hava Kuvvetleri için değişikliklerin yapılması için onay verdi ve bütçeyi ayırdı.

Yaşanılan olaylar herkesin malumu olduğu için sözü uzatmadan F-35 Lightning II (Şimşek II) projesinden çıkarılmakla neler kaybettiğimize madde madde değinmek istiyoruz. Yaşanılan kriz sonucu F-35’e karşı birçok yerli ve Rus kaynaklı basın tarafından kara propaganda yapıldı. En çok eleştirilen taraflar ise uçağın pahalı olması ve kalın gövdeye sahip olması sebebiyle nispeten düşük manevra kabiliyetine sahip olması idi. İşin teknik özelliklerine çok değinmeden, stratejik olarak değerlendirdiğimizde ülkemiz F-35’e sahip olmayarak nelerden mahrum kaldı?

1- F-35, geliştirdiğimiz hava-hava (Göktuğ) ve hava-yer (SOM-J) mühimmatlarımız için çok büyük bir pazar açacaktı. Sadece 9 ülke yapımına ortak F-35’in. Buna İsrail ve Japonya gibi üretim dışında olup satın almış/alacak ülkeleri de eklediğinizde en az 14-15 ülkenin envanterine girmiş bir uçak olacak. Bu bir savaş jeti için müthiş pazar. Mühimmatlarımızı Rus veya Avrupa uçaklarına uyarladık diyelim. Rus ve Avrupa uçaklarını bu ülkelerin dışında yalnızca 4-5 ülke kullanıyor. Yani daha küçük bir pazara hitap eden uçaklar. Günümüzde bazı Asya ve Avrupa ülkelerinin envanterinde hala Su veya Mig uçaklarının varlığına aldanmayın. Çoğu SSCB mirası.

2- TCG-Anadolu ve TCG Trakya için kullanabileceğimiz tek uçak F-35’dir. Ne Harrier, ne SİHA’lar ne de helikopterler 5. nesil bir uçağın yerini tam olarak alamayacak. Bu Akdeniz ve Karadeniz’e kıyısı olan bütün ülkeler için müthiş bir psikolojik tehdit olacaktı bizim için. Her ne kadar TCG Trakya gemimiz için erteleme gibi durumlar söz konusu olsa da donanmamız ve devlet yetkililerimiz tarafından ikinci bir gemi istenildiği sürekli dile getiriliyor.

3- F-35 bize ciddi bir psikolojik savaş puanı kazandıracak. Evet belki ALIS sistemi ile ABD’ye bağımlı bir uçak ancak bu bölgemizdeki devletlere karşı caydırıcı güç olmasını değiştirmeyecek. Uçağı rahatça kullanabileceğimiz, ülkemize karşı apaçık tehdit olan devletler bulunuyor. Örneğin İran, Rusya, Suriye ve hatta Libya… Bu bölgelerin hava sahalarına tıpkı İsrail gibi sürekli tacizlerde ve derin taarruzda başarıyla kullanabilirdik.

Bugün Mısır’ın veya Yunanistan’ın F-35 aldığı senaryoyu düşünelim. Bu uçakların ABD güdümünde olduğunu bildiğimiz halde bir endişe ve tehdit algısı saracak ülkemizi ve yetkililerimizi. Bu kaçınılmazdır. Bir ülkenin bu teknolojiye sadece sahip olması bile bir artı puandır ve bu uçaklarla hava sahamızı taciz etmeyeceklerinin bir garantisi de yok. Ki Yunanistan zaten F-35 ile ilgilendiğini resmi ağızlardan dile getirmişti. Önlerindeki tek engel maddiyat ve ödeme kolaylıkları gibi duruyor.

4- F-35 için milyarlarca dolar ve zaman harcadık. Bu raddeden sonra uçağı kullanamamanın bize büyük zararı olacak. Bazı savunma sanayisini takip etmeyen kişiler ve basınımız bizi sanki sadece alıcı gibi gösteriyor. Yani sanki uğruna hiç emek ve yatırım yapmadığımız bir F-4 veya bir M48 Patton alıyormuşuz gibi bir algı var.

5- F-35 havadan operasyon komutasını üstlenebilecek, hedef tespiti, takibi, diğer birimlere (hava, deniz, kara) taktik bilgileri iletebilecek, NATO tipi radarlara eşsiz uyumlu bir uçan bilgisayar. Ancak aynı yetenek Eurofighter Typhoon, Jas-39 Gripen veya Rus-Çin uçakları için çok kısıtlıdır. Gripen ve Eurofighter her ne kadar NATO tipi olsa da kesinlikle F-35 ile denk değildir. Aradaki fark sadece hayalet özelliği değil; elektronik harpten, aviyoniklere ve bilgi aktarım kabiliyetine kadar bu iş için tasarlanmış bir uçak F-35. Avrupa uçakları ise çeşitli güncelleştirmelerle ancak günümüz harp doktrinini yakalamaya çalışmaktadırlar. (Typhoon Tranch 3, Gripen E/F, Rafale F4)

6- Uçağın maliyetli olması konusunda ise ülkemizin üretici olduğunu, dolayısıyla satılan her uçaktan para kazandığımızı hatırlatmak gerek. 12 Milyar doları bulacağı söylenen Türk firmalarının F-35 programından aldığı iş payı yani parça üretim faaliyeti halen devam etmekte olup ABD ve Lockheed Martin tarafı Türkiye’ye alternatif üreticiler aramaktadır. Türk yetkililerinin zaman zaman TV demeçlerinde söylediği gibi F-35 çok pahalı bir uçak olsa bile ödediğimiz paranın büyük kısmı bu iş payı ile ülkeye geri dönmüş olacaktı.

7- Ülkemiz MMU’ya giden yolda 5. nesil uçak kullanımı ve operasyonu hakkında tecrübe sahibi olacaktı. Bu sayede elimizde örnek olacağı için MMU TF-X projemizde daha rahat şekilde ilerleme kaydedecektik.

Tüm bu sebeplerden dolayı ülkemiz halen F-35 JSF programına bağlılığını sürekli resmi ağızlardan dile getiriyor ve uçaklara sahip olma isteğini belirtiyor. Yani ortada ülkemizin istemediği veya küstüğü gibi bir durum yok. Sosyal medyada ise ülkemizin uçağı istemediğine inanan büyük bir kitle bulunuyor. Bu kesimin iddiasına göre Türkiye aslında F-35 projesinden tazminat ödemeden çıkmak istemiş ve bu sebeple S-400 alımında bulunmuş. Bu düşünceler hiçbir mantık kuralına uymamaktadır ve komiktir.

Politik Başarısızlık Mı?

Öte yandan F-35’lere sahip olamamamızı politik başarısızlık olarak nitelendirenler de bulunuyor. Biraz düşününce hak vermemek elde değil. Doğru bir zamanlama ile hem S-400 hem F-35’lere sahip olabilme ihtimalimizin de bulunduğunu söyleyebiliriz. Politik kısımda akıllarda birçok soru işareti bulunuyor. Bu soruların cevaplarını özellikle F-35 karşıtlarının ne şekilde cevaplayacağı merak konusu.

1) Madem ALIS gibi sistemlerle ABD’ye tam bağımlı uçak olacaktı… O zaman neden 2004 yılından beridir ortağız? Uçaklar için milyarlarca dolar yatırım yaptı hem özel şirketlerimiz hem de Hava Kuvvetlerimiz. Uçakta ALIS olacağı da bilinmeyen çok gizli bir şey değildi, uzun yıllardır Lockheed Martin tarafından belirtiliyordu.

2) Uçak için özel geliştirilen SOM-J seyir füzemizi ne yapacağız? Akıncı, F-4 ve F-16 için kullanabileceğimiz söylenecektir fakat biz SOM-J’yi bunun için geliştirmedik. SOM-A ve SOM-B1 ve SOM-B2 zaten bu hava araçlarından kullanılabiliyor. SOM-J’yi amacına uygun, yani gövde içinde kullanabilen TF-X en iyi ihtimalle 2030 yılında hazır olacak. Ki bu da 10 yıl ediyor ve 10 yıl içerisinde gövde içerisinde taşınabilen seyir füzesi teknolojisinin ne boyutlara ulaşacağı bilinemez. Yani SOM-J’yi amacına uygun kullanamadan modernize edeceğiz veya bir üst teknoloji geliştirmek için kullanabileceğiz.

3) Peki Türkiye parça üretmeye devam etmeli mi? Sonuçta firmalarımız bundan halen tecrübe ve milyonlarca dolar para kazanıyor. Türk şirketleri yüksek kalitede parçalar da üretiyordu. Bazılarının dediği gibi basit ve kıytırık işler yapmıyoruz. Mesela motorun titanyum fan bıçakları Alp Havacılık tarafından düşük maliyetle çok kaliteli şekilde üretilebiliyor.

ALP Havacılık Üretimi F135 Motorunun Titanyum Bütünleşik Fan Rotoru

4) F-35’e karşı tercih ettiğimiz S-400 HSS için Rusya’dan teknoloji transferi yapabilecek miyiz? Zira S-400 tercihimizde teknoloji transferi konusuna hem resmi yetkililer hem de basın çok üzerinde durdu. Ülkemiz Roketsan ile füze ve hava savunma teknolojisinde orta seviyeye ulaşmak üzere (Hisar-A ve Hisar-O). S-400’de bize lazım olan radarın yazılımı, füzenin güdüm sistemi ve uzun menzil füzelerin roket motoru teknolojisi. Bunlar gibi önemli ve işimize yarayacak teknolojileri Rusya bize verecek mi?

5) Türkiye 4-5 yıl sonra kendi uzun menzil hava savunma sistemine sahip olacak (SİPER). Peki 10 yıl sonra 5. Nesil uçağına sahip olabilecek mi? (MMU)

6) Madem bu kadar “kötü” bir uçaktı (manevra yeteneği, mühimmat taşıma kapasitesi, ALIS vs..) O HALDE BİZİ JSF PROJESİNE HANGİ AKIL SOKTU? Kuvvet Komutanlarımız, bakanlıklarımız ve devlet aklımız bunları düşünmekten aciz miydi? Hiç zannetmiyoruz.

Tüm bu sebeplerden dolayı parasını ödediğimiz, üzerinde alın terimiz olan uçakları karalamak yerine kovalamaya ve ABD’ye baskı yapmaya devam etmeliyiz.

Yazar Hakkında

Sadık Bilici

Sadık Bilici

Akdeniz Üniversitesi Ekonometri öğrencisi. Havacılık, teknoloji ve fitness tutkunu. Vatansever. Savunma ve havacılık ilgi ve bilgisiyle, aldığı ekonomi ve istatistik eğitimini birleştirip profesyonel analizler yapma arzusunda.

1 Yorum

Yorum yazmak için tıklayın

  • Zamanlama açısından söylediğiniz düşünülmüştür ancak şartlar bizi zorladığı için s400 aldık. Proje bize çok şey kattı ancak kesin sipariş 30 niyet 100 olması devletin bu projeye tam bağlanmadığını gösteriyor. Bu projede kazandığımız bilgi ve tecrübe
    sayesinde Tfx projesini neticelendirmeyi enaz on yıl erkene aldık.




2020 Etkinlik Takvimi

Twitter